Tag Archives: pas lekesi

Yılan Derisinden Çanta Olmaz

Standard

Yılan derisinden çanta olmaz, hem yılan derisine ihtiyaç duyan tek canlı yılandır. Ancak bir kumaşı pekala yılan derisi gibi desenlendirebilirsiniz. Petekli ambalaj kartonu kullanarak baskı yaptığım sarı ve zümrüt yeşili 52 Haftada Baskı Yapmak 5. Hafta Kumaşım sanki yılan derisi gibi desenli olmuştu.

Zıtlıklar hoşuma gidiyor astar olarak çıtır çıtır çiçek desenli bir basma kulandım.

Fermuarların yan kısımlarını kapatmak için kullandığım kısım ise kahverengi suni deri.

52haftadabaskı122 52haftadabaskı123 52haftadabaskı124 52haftadabaskı125

 

Reklamlar

52 Haftada Baskı Yapmak 26. Hafta

Standard

Benim küçücük bir çantam var dı.

İçine bir kadın için acil olabilecek her şeyi alan ama avuç içi kadar olan, bir gün fermuarı bozuldu.

Hal böyle olunca yenisini yapmak farz oldu. İkea keten perdelerden artan kumaş parçası ve kendime diktiğim pantolondan artan atmalara kıyamadığım bir parça Keşan kumaşı ile kendime minicik bir çanta diktim sonra da Efekan’a sordum ne baskısı yapsam bu çantaya?

Frida’nın iskeleti Efekan’ın seçimi.

Bu baskı kalıbı ile birlikte çok yakışacağını düşünerek oyduğum kenar süsü benim.

52haftadabaskı118

Sonra baktım da keşan ve Frida’nın elbiseleri hiç de fena olmadı gibi.

52haftadabaskı119

Ama baskıyı yaparken yanlışlıkla bir damla kumaş boyası damladı çantaya yine hemen Efekan’a akıl danıştım ki genelde hep Efekan’a akıl danışırım.

Sence bu leke ne olmalı örümcek mi yoksa başka bir şey mi?

Yok altı bacak çiz sonra arkasına kıskaçlar ve başına antenler öyle bir böcek var. Dedi.

52haftadabaskı120

Bende yaptım.

52haftadabaskı121

52 Haftada Baskı Yapmak 24. ve 25. Hafta

Standard

Pinterest inanılmaz bir kaynak, onlarca binlerce milyonlarca güzel görsel. Yalnız şöyle bir durum var bir işi yaparsın fotoğraflarsın yayınlarsın yazını okumaya bile üşenen biri fotoğraflarını kopyalamaya ve projeyi kendi yapmış gibi yeniden yazmaya üşenmez. Hani okumadı ya böylece yalan yanlış bir yazı hazırlar (bazıları da noktasına dokunmadan yayınlar) sende o kadar görsel içinde gider böylesi bir projeye rastlarsın bir de ben deneyeyim dersin sonuç hüsran.

Bazen de proje doğru projedir, kaynak doğru kaynaktır, blog doğru blogdur da onlar ve bizler durumu ile karşılaşırsın. Onların malzemeleri ile bizmkiler arasındaki fark. Mesela dantel avizemi yaptığımda onlar ve bizler durumunu yaşadım ben, bizim balonlar onlarınki kadar sağlam değil ve tutkal eritiyor bende projeye top ile devam etmiştim.

Bu kez hangi durumu yaşadım bilmiyorum.

Elimde minik bir parça pamuklu kumaşım vardı ve daha önce gördüğüm ve ne zamandır aklımda olan bu yöntemi denemeye karar verdim işte malzemelerim; alkol yerine kolonya, gazlı kalem, kumaş, kumaş boyası ve boya masayı batırmasın diye altına serdiğim zarf dosya.

52haftadabaskı107

Önce aklımda bir desen tasarlayıp birbirine uyumlu renklerde gazlı kalemlerle kumaşa lekeler yaptım.

52haftadabaskı108

Sonra da üzerine kolonya döküp renklerin dağılmasını sağladım.

52haftadabaskı109

Saç kurutma makinesi ile kumaşı hızlıca kuruttum, herşey gayet iyi görünüyordu.

52haftadabaskı110

Kumaşı suya tuttuğumda sonuç şu oldu.

52haftadabaskı111

Başarısızlık.

Aynı yöntemi akrilik boya ile denemeye karar verdim.

52haftadabaskı112

Bir iki rengi karıştırıp istediğim renkleri elde ettim.

52haftadabaskı113

Kumaşa boyaları aklımdaki desene uygun sürdüm.

52haftadabaskı114

Ve yine kolonya döktüm. Bu kez sonuç hiç beklemediğim bir biçimde gelişti, su ile dağılan ve su ile seyreltilebilen su bazlı bir boya olan akrilik alkolü görünce sertleşti. Renkleri dağıtmak için oldukça çaba sarfettim.

52haftadabaskı11552haftadabaskı116

Kumaşı kuruttuktan sonra ince bir fırça ile kumaş boyası kullanarak dallar ve tohumlar çizerek desenimi oluşturdum.

52haftadabaskı11752haftadabaskı106

52 Haftada Baskı Yapmak 22. ve 23. Hafta

Standard

Solar Dyeing.

Başarısız oldum diye yılar mıyım sandın?

Yeniden denedim tekrar okudum, daha önce 18. ve 19. Haftalarda sadece çiçek kumaş ve su dolu kavanozları güneşte bekleterek güneş marifeti ile kumaşı boyamış ancak yıkama aşamasında renk değişimi yaşamıştım.

Bu kez işin içine sirke faktörü girdi, çoğu boyama yönteminde tuz ya da sirke sabitlemek için kullanılırdı ama bu iş niye olmadı derken bir iki yazıda kavanoza doldurulan su sıcaktı ve sirke de eklenmişti ben de öyle yaptım. Çoğunluğu sarı ve kırmızı çiçeklerden oluşan marigoldlar, mine çiçekleri, sardunyalar ve japon güllerinden oluşan farklı grup çiçeklerden bir kavanoz hazırlayıp güneşe koydum ve beklemeye başladım.
52haftadabaskı9952haftadabaskı102

Bir iki gün sonra eve giderken sarmaşık çiçekleri çarptı gözüme hemen biraz topladım, ikinci kavanozu da onlarla hazırladım.

52haftadabaskı100 52haftadabaskı101

52haftadabaskı103Yaklaşık iki haftalık güneş banyosu sonunda kavanozları açtım ancak bu kez sadece duru su ile yıkadım, üşenmez tuzlu suda bekletip bir de ütü çekersem ardından sabunla yıkayıp sizinle sonucu tekrar paylaşırım.

Sonuçlara gelince kırmızı ve sarı çiçeklerin boyadığı kumaşım,
52haftadabaskı104

Mor çiçeklerin boyadığı kumaşım,
52haftadabaskı105

Ve sırası ile soğan kabuğu, turuncu ve sarı marigoldlarla boyanıp rengi sabunlanınca değişen kumaşım ve yeni kumaşlarım. En üstteki minik parça ise boyanan bu kumaşların asıl rengi ve elimde kalan sanırım son parçası üstelik 24. haftanın projesi.
52haftadabaskı106

24. Hafta yazısı ise hemen geliyor.

52 Haftada Baskı Yapmak 21. Hafta ve Okul Denen Şey Ne Menem Bir Şeymiş

Standard

Efekan artık kocaman bir ikinci sınıf öğrencisi, geçen yıl okulun ilk birkaç ayını geçirdikten sonra devlet okulunda bu işler nasıl oluyor Okul Üzerine Ornitorenksel Sayıklamalar yazımda yazmıştım.

Artık üzerinden kocaman bir sınıf ve ikinci sınıfında neredeyse bir dönemini bitirdiysek bir iki kelam etmelik daha birikimim vardır gibi geldi bana.

İlk olarak birinci sınıftan bahsedeceğim;

Ela ve Lale neden el ele bunu ve altındaki subluminal mesajı çözemedim ben.

Elle kelimesine geldiğimizde benim devreler yanmıştı.

Ama Talat var ya Talat o e harfinin her kıvrımında ağlayıp rüyalarında e gören çocuklar Talat’da başka bir dağıldı.

Bu el yazısını eğitimin ilk kademesine uygulayan benden bol bol rahmet aldı.

Harf harf değil seslerle öğretim başta garip gelse de gerçekten işi kolaylaştırdığını sonra anladım.

Harf harf ses ses gitmenin tek handikapı ilk başlarda öğrenilen harf sayısı az olduğundan ve kullanılan kelimeler bu harflerden ibaret olduğundan elle gibi garip durumlarla karşılaştık.

Başta sesler öğrenildiğinden daha harfler bitmeden okumayı söken çocuk o e harfi için evi yıkan komşumuzu ciddi biçimde acaba bu çocuğa ne yapıyorlar diye endişelendirecek denli yaygara koparan çocuk “amaaaan okumakta çok kolaymış canıım” dedi.

Okumak yazmaya oranla hem daha zevkli hem daha kolay geldi, akşam uyumadan önce kitap okuma ritüelini kitabın bir kısmını onun bana bir kısmını benim ona kitap okumam şeklinde değiştirdik ki artık bu ritüel yan yana uzanıp herkesin kendi kitabını sessizce okuması şekline evrildi.

J sesine gelindiğinde Efekan “anne bu J neden var ki şimdiye kadar hiç bir yerde karşıma çıkmadı” dedi ve ona Ajda’dan bahsetmek zorunda kaldım.

İşin öğrenim kısmı böyle iken Kreşte Anaokulunda Öğretmenler, Ablalar emanetinde olan çocuk Allah’a emanetti artık.

Çoğunlukla okulda çıkan öğle yemeklerini yemedi, madem kantinden tost al dediğim günün ertesi kantinden aldığı tostu çantasında saklayıp koklatmak için bana getirdi “bak nasıl kokuyor bunu mu yememi istiyorsun?” dedi. Okul bahçesi dışına çıkmasına izin vermediğimizden kantin ve yemekhane dışındaki tek seçenek beslenme çantasıydı bütün yıl beslenme çantasına sadece kek, süt ve meyve koymama izin verdi. Arkadaş sayısı arttıkça beslenme çantasındaki kekler eve geri gelir oldu. Arkadaşlarıyla oyun oynamayı beslenmesini yemeye tercih ediyordu ve zaten iştahsız bir çocuk olduğu için öğün atlıyordu. Beslenmesindeki her parçayı başka bir tenefüs eline almasını ve oynarken atıştırmasını istedik bu bir müddet gitti ama sonra yine aksadı.

Ben bu yeme yememe meselesini dert ederken çantasını düzenlemek için boşalttığımda içinden garip şeyler çıkmaya başladı; kalem teli, ucuna boncuk bağlanmış bir ip parçası gibi. Sorduğumda satın aldığını söyledi, nasıl ve neden diye sorunca büyük sınıfların geldiğini al bunu sana satıyorum dediğini sonra da paran nerede deyip kalemliğine koyduğumuz parayı alıp gittiklerini söyledi.

Son yılların eğitim sistemi için yapılmış tek iyi değişimi orta öğretim ve ilk öğretimin aynı binada görülmemesi kararı idi ki karar çoğu okulda bina yetersizliğinden uygulanamamıştı bizimkindeki gibi.

Oğlumuz haraca kesilmişti.

Paranın yerini değiştirdik ve hayır demesini tembihledik aynı gün yine saçma bir şeyle eve geldi sadece kalemlikte para bulamayınca para nerede demişler ve yeni yerinden parayı alıp gitmişlerdi.

Durumu öğretmeni ile paylaştık sorun bitti.

Bitlendi.

Bir hafta sonu banyo yaptırıp saçlarını kurutup okşarken farkettim, kabus gibiydi.

Tamam çözüm vardı ama bunca yatak takımı vs kaynatılacak mıydı şimdi?

Eczacımız bir fısfısla işi halletti.

Ama Efekan bu fısfıs ve incecik metal tarakla sirke ayıklama işlemi sırasında bukleli uzun saçlarıyla başedemediğimi görünce” kes gitsin dedi” “emin misin, bak bu fısfıs hepsini öldürdü zaten azıcık daha tarayacağım saçını bitecek” dedim ama emindi, saçlar gitti.

Ne kadar açık sözlü bir çocuk olduğunu hemen ertesi günü öğretmeninin daha da fark etmesini sağladı “saçların yakışmış” denilince “pirelendim de” diyerek.

Allahtan aynı gün konuşmadan habersiz olan ben öğretmeni ile karşılaştığımızda Efekan’ın saçları yakışmış deyince “küçük bir sıkıntı yaşadık da” dedim ve kıvırmadım da kötü bir intiba bırakmadım.

Kavga etti, dayak yedi, dayak attı, kaza ile kafası delindi, kaza ile arkadaşını düşürüp kafasını şişirdi.

İşin bu kısmı bazı annelere korkunç gelebilir anlatımıma bir es verip altı yıl önceye dönersek Ankara’dan tası tarağı toplayıp bu çocukluk için düşmüştük biz yollara.

Okul benim için şart değil, hep diyorum keşke okulsuz eğitim mümkün olsaydı bizim için ama bu imkansızlık dahilinde özel okul kesinlikle çok çok karşı olduğum bir durum, eğitimi bir müşteri olarak talep etmek.

Bu bağlamda devlet okulu bir çok tartışmaya açık olmak kaydıyla tek seçeneğim ve devletin öğretmenleri eğitim politikaları ve içi boşaltılmış müfredatlardan ayrı tutulmalılar bence çünkü en azından benim tanıdıklarımın büyük kısmı çocuklarımız için istediğimiz öğretmenlerden.

Çocuğu bir jungle’a salmışız gibi geliyor bazen ama çocuk büyüyor, okul duvarından atlayıp arkadaşlarıyla gizlice markete cips almaya giderek, okul çıkışı mahallenin çocukları ile bisiklet çetesi kurarak, evden aldıkları birer lirayı birleştirip kendilerine bilumum zararlı yiyecekten satın alıp evin karşısındaki boş alanın köşesindeki ağacın altında Efekan’ın deyimi ile pikmik yaparak ve yaramazlık yaptıklarında yine aynı arsanın bitişiğindeki evde yaşayan nine tarafından kovalanarak büyüyor.

Öğretmenlerine göre okulun en özgür ruhlu çocuklarından biri Efekan canı istediğinde bahçede boylu boyunca uzanabiliyormuş mesela ve çevresindekiler ne yapıyor bu durumda çok ilgilenmiyormuş da yalnız artık çevre ne der durumu arkadaşları sayesinde yavaş yavaş oturmaya başladı.

Okulun en mücadele ettiğim konusu bu, anneler tarafından çocuklara öğretilenler,

Allah taş eder. Neden bir anne Allahın sonsuz sevme gücünden bahsetmez çocuğuna da taş edeceği ile korkutur.

Mezarlık ve Cami yanında küfredilmez. Küfredilmez, ya da sisteme çok kızıncaya kadar küfredilmez.

Uydurma ayıplar ve uydurma günahlar öyle çoklar ki.

Ben günahtan hiç bahsetmemiştim Efekan’a bu okulda çocuklardan duyduğu bir kavram ben sadece Allah’ın sevgi dolu olduğunu bizleri sevdiğini bizlerinde sevgi dolu, iyi, dürüst insanlar olmamızı istediğini tüm canlıları sevmemizi kimseye zarar vermememizi istediğini söyleyip çiçekleri ağaçları böcekleri güzel olan her şeyi göstermiştim ona ki ölümü farketti işte o zaman Cennet’i anlattım ama Cehennemden bahsetmeksizin çünkü kötülük ve günahtan bahsetmemiştim ki.

Şimdi günah ve ayıpla uğraşıyorum ama zaten bununla hepimiz uğraşıyoruz.

Yemek arkasından ağlamıyor bizde zaten karnı acıkınca yiyor nasılsa.

Okulu sevdi mi?

Bir gün aniden koşup öğretmenine sarılarak onu şaşırtıp mutlu etti.

Yazın okulu özledi, arkadaşlarını, öğretmenini özledi ama yaz tatilinin bitmemesini istedi.

İkinci sınıfa geldiğimizde;
BU İLK MADDE YORUMLARDAN SONRA HATIRLANARAK GÜNCELLENMİŞTİR, ZİRA ÜZERİNDEN HENÜZ İKİ AY GEÇTİ GEÇMEDİ ANNE HAFIZASI FORMAT YEMİŞ BİLGİSAYARA DÖNDÜ NEYSE Kİ BU HALİMİ BİLDİĞİMDEN ORAYA BURAYA KÜÇÜK KAYITLAR ALIYORUM DA GELEN YORUMLA HATIRLADIM;

“el yazısını geçen sene öğrendik yeter, artık düz yazı yazmak istiyorum ben” dedi Efekan 01.10.2015 tarihi itibari ile ama bu küçük darbe girişimi öğretmenince engellendi. Zaten el yazısı ile aklı karıştırılmış çocuk kitap harfleri kullanımını kendi kendine çözmeye kalktığında kelime içinde kimi harfleri büyük kimi harfleri küçük kullanıyor ortaya karışık bir şeyler yapıyordu. Ve ilk hafta Bııı nasıl yazılıyordu? Hayır o değil büyük bıııı!!! benzeri çığlıklar yükseldi evde.

Kitap okumayı çok sevdi, bir sayfa matematik ödevi yapmaktansa yaşına uygun resimli bir kitabı okumak tercihi.

İngilizce dersi onun için çok eğlenceli.

Neredeyse öğleden sonralarının tamamı resim oyun vs gibi dersler olsa da resim dersinin azlığından şikayet ediyor keşke tüm gün resim yapsalar mış.

Tatilde okuduğu kitapların listesini öğretmeni istemişti tüm çocuklara özel İsimlerinin yer aldığı öğretmenleri tarafından imzalanmış belgeler hazırlamış onlara Kitapkurdu belgesi.

Şimdi yeni hedefi bu belgeden daha çok daha çok almak o yüzden daha çok kitap okuyacak.

Bu yıl kantin işletmesinin ve yemekhanenin değişmesi ile artık öğle yemekleri daha düzenli gidiyor. Canı istediğinde okuldan yemek istediğini söylüyor, bazen de beslenme götürmek istiyor ve beslenmesine ev yapımı hamburger koymama izin veriyor.

Kantinden ise hamburger yemeyi reddediyor ev yapımı değilmiş yine Efekan’ın deyimi ile börbırkind den geliyormuş sağlıksızmış.

Döner ve tost da mevzu bahis bile edilemiyor ancak kantinden saçma oyuncaklar almayı çok seviyor bazen yemek parasının tamamını içinden ne çıkacağı belli olmayan saçma kutu oyuncaklara harcayabiliyor.

Böyle durumlarda bir gün harçlıksız okula gitme gibi uygulamalara başvuruyoruz ve yine doğruluk ve yanlışlık derecesini tartışmıyorum zira herkes kendi doğrusuna göre çocuk yetiştiriyor.

Harçlıklarını ise o bahsi geçen durumdan sonra asker cüzdanı denen boyna takılan cüzdanlara koymaya başladık ve zaten öğretmeni müdahale ettikten sonra bir daha benzeri bir vaka yaşanmadı.

Şimdi 21. haftada baskı;

Asker cüzdanı çok büyüktü ve bir süre sonra fermuarı bozuldu, Efekan benim keçe bir cüzdanıma el koydu ona kordon diktik ama bence büyük ve ağır bir cüzdandı bir süre sonra onun da fermuarı kırıldı.

Peki neden ben bunca zaman bu çocuğa bir cüzdan dikmedim.

Sonunda dün akşam eve giderken bu soru belirdi zihnimde ve eve girer girmez baskısını yapıp diktim.

İşte aşamaları ile tamamen Efekan’a özel boynuna asabildiği ve tişörtünün içine soktuğu cüzdan, onun deyimi ile göbek parası.

Malzemeler akrilik boya, ikea perdeleri eve göre kesince artan kumaştan bir parça ve silgiden oyduğum böcek stampalar ve fermuar.

Renklerin seçimi Efekan’a ait.

Fermuar dikmek daha kolay olduğu için kumaşı iki panel halinde kullandım, fermuar kenarlarını yine aynı kumaştan bantlar dikerek temizlemeyi tercih ettim. Kordon takabilmek için bir şerit dikerek onu fermuar bitiminde düzgün durması için diktiğim bantla fermuarın arasına koyarak diktim. Sonrası basit kare bir çanta, küçük boy çalıştığım için astar dikmedim dikişleri sık zig zag dikişle temizledim.

52haftadabaskı195 52haftadabaskı196 52haftadabaskı197 52haftadabaskı198

Yapmak için öyle aceleci davrandım ki fotoğraflar yine telefon çekimi, fotoğraf makinesi kullanmalıyım bu da kendime not. Ve ayrıca akşam yapay ışık, sabah vuran çiy sabah güneşi ve kışın çekim yapmanın zorlukları.

52 Haftada Baskı Yapmak 20. Hafta

Standard

Shingeki no Kyojin (Attack on Titan進撃の巨人 , Devlerin Saldırısı[1]) Hajime Isayama tarafından yazılan/çizilen bir manga serisiymiş.

6 Nisan 2013 ile 28 Eylül 2013 arasında yayınlanan anime serisi Death Note, High School of Dead gibi ünlü animelerin yönetmenliğini yapmış Tetsurō Araki tarafından yönetilmiş. Ha bir de 2016 da devam bölümleri gelecekmiş.

Tüm bunları neden mi anlatıyorum, ve bu konunun 52 hafta da baskı ile alakası mı ne?

Eğer arkadaşınızın kızı bu animenin sadık bir izleyicisi ise ve giysilerine bu animede kullanılan bir simgeyi basmak istemişse konu 52 hafta da baskılıktır değil mi?

Giysiye baskıyı ben yapmayacağım sadece kalıbı oyup deneme sürüşü yaptım. Belki ileride yapılan baskıları bizimle paylaşırlar ve burada görürüz sonuçları.

Simge oymak için oldukça zorlayan bir yapıdaydı elimdeki linol oyma setinin artık körelmeye başlaması, ağızlarının zaten oldukça geniş olması gibi sıkıntılar nedeniyle ana hatlar beli olduktan sonra setteki kretuar benzeri ama daha kaba olan aletle yaptım ince işleri (bak seti bu kadar aşağıladım ya burada olmadı bu, ama işte profesyonel bir set de değil yani orta öğretim öğrencileri için üretilmiş setlerden ben napiim).

 Özetle stampayı oydum ve animede kullanılan üniformaların renginde evde bulunan keten bir kumaşa deneme baskısını aldım ki sonra belki anime dizisini izlerim ve verdiği ilhamla bir şeyler yaparım. Dursun kenarda yani.

Kullandığım boyalardan beyaz olanı akrilik ve siyahla kahverengi kumaş boyası bazı çalışmaşlarda farklı cins boyaları birarada kullanıyorum ve bu şimdilik sorun teşkil etmedi. Baskıda farklı renkleri tek seferde kullanmam gerekiyordu ve fırçayla mümkün olan en kısa sürede boyaları sürüp baskıyı yaptım ama bu arada boyanın ince sürüldüğü yerler sanırım kurudu çok net bir baskı değil ama zaten bende çok net dijital baskı görünümünü sevmiyorum elle yapıldığı hissedilmeli değil mi?

52haftadabaskı194

52 Haftada Baskı Yapmak 18. ve 19. Hafta

Standard

Solar Dyeing.

Siz İngilizce bilenler buna güneşle boyama mı diyorsunuz?

Bir süredir çeşitli yerlerde karşıma çıkan özellikle yün boyama için kullanılan ebruli nefis yünlerin fotoğraflarının paylaşıldığı projeler iştahımı kabartıyordu.

Neden denemeseydim?

Sarı pareomun fotoğraflarını çektiğim plajda sarı ve turuncu marigoldları görünce mutlaka bu güneşle boyama işini denemeliyim dedim.

Bu kez aslında nasıl yapmışlar diye baktım ama az sayıda kaynak taradım. Normalde internet yayınlarının doğruluğuna inanmam için çok sayıda birbirine tutarlı yazı okumam gerekir. Malum burda bir yazı yazıyorum bam başka bir yerde benim fotoğrafımla benim diktiğim elbiseyi benim yüzümü bile saklama gereği görmeden paylaşıyor bir başkası. Bazen müdahale edip yazıyı kaldırtıyorum bazen dokunmuyorum bile. Sonra bir blogger bir kek tarifi paylaşıyor aynı tarif aynı imla hatalarıyla on blogda karşıma çıkıyor. Hal böyle olunca çok sayıda aşamalarının fotoğraflarını da görebildiğim yazılar okumak bana güven veriyor. Ama bu projede nedense hep çok aceleci davranıyorum.

Yine acele ettim bir iki yazı okuduktan sonra baktım ki bana lazım olan tek şey çiçekler, kumaş, bir kavanoz ve su.

 52haftadabaskı181

Çiçeklerin yapraklarını makasla kestim.

 52haftadabaskı182 52haftadabaskı183

Kumaşı serip çiçekleri düzenli bir biçimde üzerine yerleştirerek kumaşı rulo gibi sararak kavanozun içine yerleştirdim sonra da yine çiçek yapraklarını kumaşın kenarlarına da yerleştirip içine su doldurarak güneş görmesi için balkona koydum.

 52haftadabaskı184 52haftadabaskı185

Ardından başka bir gün bahçeyi ele geçirmeye çalışan sardunyalarımı kocakişisi budamaya kalkışınca bir miktar sardunya çiçeğim oldu hemen onları da bir parça kumaş ile bir kavanoza koyup içine su doldurarak diğer kavanozun yanına güneşin altına bıraktım, bunu 19. hafta projesi sayalım olur mu?

 52haftadabaskı18652haftadabaskı187 52haftadabaskı188

İki hafta kadar bekleyen kumaşlar güzel bir sarı ve pembe tonuna ulaşınca kavanozları artık açmaya karar verdim.

52haftadabaskı189 52haftadabaskı190

Ancak kavanozu açtığımda oldukça asit birikimi olmuş kapak açıldığında fıs diye bir ses çıkmış ve kötü bir koku yayılmıştı bende o an refleksle hemen lavabonun başında duran sıvı sabundan birkaç puf alıp kumaşları akar su altında yıkadım, nefis sarı ve pembe renk hala duruyordu. Ardından sıvı sabunla yıkamak fikri bir garip geldi ve çamaşır yıkamak el yıkamak kısacası bir çok işte kullandığım doğal zeytinyağlı sabunu kumaşlara sürmemle o sarı ve pembe renk değişti. Yeşile doğru döndü sonra da gri gibi.

Sabundaki bir enzim ya da her ne ise renk üzerinde etkili oldu. Bu süreçte kumaştan renkli su gözle görülür bir biçimde akmadı.

Tüm bunları yaşadıktan sonra bir kaç yazı daha okudum bu bu şekilde olur mu bir fiksatif olmalı fikrimde haklı olduğumu gördüm bazıları sirke bazıları da farklı fiksatif maddelerle rengi sabitlemiş ve sabunla ilgili bir bilgi yok.

Biliyorum projeye başlarken 52 haftada baskı dedik ve elimdeki oyduğum baskı kalıbı sayısı belki yirmiyi geçti ama bu tarz denemeler daha çok ilgimi çekiyor belki bu kumaşlara baskı yapar daha da geliştiririm işi kim bilir?

Kumaşın ham hali ve sarı ve turuncu çiçeklerle boyadığım kumaş.

52haftadabaskı191

Kumaşın ham hali ve kırmızı ve pembe çiçeklerle boyadığım kumaş.

52haftadabaskı192

Kumaşlar sıralanmış halde.

52haftadabaskı193

Deneme bence başarısız oldu ama çok şey öğretti. Artık bu ve benzeri güneşle boyama projeleri beni bekler.

52 Haftada Baskı Yapmak 17. Hafta

Standard

Bu 52 haftada baskı yapmak projesine ilk başladığımızda haftada bir iki kumaş boyarım bir yıla bırakmam bu işi sanıyordum, hayaller ve hayatlar…

Bu projede eski bir pareomu kullandım, üretim amacı aslında sehpa örtüsü konsol örtüsü gibi bir şey olan uçları püsküllü kemik rengi ipekli çok güzel bir parça iken bu yıl bir şekilde pas lekesi olmuş pas lekesi limon ve tuz ile çıkartılır bu arada ama ben ısrarla üç dört kere makineye yıkamaya atıp ardından bu yöntemi deneyince çabam nihayetsiz kaldı.

Ama lekeli olması pareoyu kullanmamı engelledi mi hayır, çünkü kocaman pareoları sevmiyorum bu tam istediğim ölçüde zaten kurulanmak için çeşit çeşit peştemal alma çılgınlığı beni de vurmuş renk renk almışım ama her gün denize girme şansının olduğu memleketlerde yaşayanlar çok iyi bilirler ki öyle denizden çıkıp kaftan giyeyim plaj kıyafeti giyeyim olmaz üşenirsin. İşte bu parça benim için o yüzden kurtarılması gerekenler arasındaydı.

Pas lekesi sarı ve ya kahverengi tonları ile daha rahat kapanabileceği için daha önce başka bir projede kullanıp dökmeye kıyamayarak bir kavanozda sakladığım koyu sarı Viktorya Kumaş Boyası’nı kullandım.

batik3

Önce Shibori yapmaktı amacım o yüzden kumaşı hani kağıttan yelpaze katlarız ya o şekilde katladım.

52haftadabaskı74

Ardından kendi çevresinde çevirerek yuvarlak bir form verdim.

52haftadabaskı75

En son naylon iple paket yapar gibi sıkı sıkı bağladım.

52haftadabaskı76

Boya doldurduğum kabın içine koyduğum kumaşı bir müddet beklettikten sonra kaptan çıkarıp akan su altında yıkadım.

52haftadabaskı77

Açınca bir de ne göreyim ne iplerin altı ne kat yerleri boyasız kalmamış, her yer homojen bir biçimde boyanmış ve leke hala belli oluyor. Boya sıcak olmadığı için ya da bekleme süresi kısa olduğu için ve yahut bir süredir hazırlanmış halde muhafaza ettiğimden bayatlamış olabileceğinden renk çok koyu olmadı. Acaba bu düğüm atma işlerinde naylon ip değil de pamuklu ip mi kullanılıyordu? Araştırmaya üşenmek ve körü körüne deneye deneye öğreneceğim demek de başa bela arkadaş.

Hal böyle olunca ben de kumaşı lavabonun içine buruşturarak yerleştirip belli noktalara boyayı azar azar dökerek daha koyu bölgeler oluşmasını sağladım.

52haftadabaskı78

Akan suyun altında tekrar yıkayarak kuruttum.

Leke artık dikkat çekmiyor, yöntem başarısız olsa da pareom sarı peştemalımla çok uyumlu.

52haftadabaskı79 52haftadabaskı80