Tag Archives: franz kafka

52 Haftada Baskı 39. Hafta

Standard

52 Haftada Baskı Yapmak Projesinde 39. haftasından merhaba.

Sevdiğim ressamlardan Salvador Dali’nin o meşhur silüetini oyduğum stampa ile aldım bu kez baskıyı.

Akrilik boya kullandım baskı alırken.

dali1 dali2

52 Haftada Baskı 38. Hafta

Standard

52 Haftada Baskı Yapmak Projesinde 38. haftasından merhaba.

Sevdiğim yazarların, ressamların silüetlerinin stampalarını yapmak beni çok heyecanlandırıyor.

En sevdiğim yazarlardan olan George Orwell olmazsa olmazdı.

Baskı kalıbını oyduktan sonra kalıbın yüzeyine fırça yardımı ile akrilik boya sürerek aldım baskıyı, ben baskıdaki pürüzleri hataları sevdiğim için böyle yapıyorum ama daha homojen dağılmış boyası olan bir baskı istiyorsanız boyayı kalıba sünger yardımı ile de sürebilirsiniz.

georgeorwell1 georgeorwell2

52 Haftada Baskı 37. Hafta

Standard

52 Haftada Baskı Yapmak Projesinde 37. haftasından akrilik boya ile kumaş üzerine kaktüs deseni çizdiğim bir projeden daha merhaba.

Deseni çizerken hiç bir ön hazırlık yapmadım direk kumaş üzerine fırça ile paldır küldür giriştim. Hani diyorlar ya gençler serseri serbest tarzım bu paldır küldür girişmeler de benim serseri serbest tarzım.

Sarı ve yeşil rengi fırçaya direk alıp tonlamalar yaparak boyadım kaktüsü.

2016-11-15-20.58.46.png.png

Saksısında ise tamamen doğaçlama yaptım. Baştan toprak bir saksı düşünürken kahverenginin kumaş rengi üzerinde çok belli olmayacağını düşünerek sıraltı teknikle renklendirilmiş bir toprak saksı yaptım bende.

Dikenleri ise ben tarif ettim, Efekan çizdi.

wp-image-1757988210jpg.jpeg

Kumaştan ne yaptığım ise başka bir yazının konusu olsun.

52 Haftada Baskı 36. Hafta

Standard

52 Haftada Baskı Yapmak Projesinde 36. haftasından merhaba.

Bahçemdeki lavantaları toplayınca lavanta kesesine ihtiyaç duydum, hemen minicik bir iki kese diktim ve bu projede o keselerden birini kullandım.

Akrilik boya ile kumaşın üzerine lavanta deseni çizmekti niyetim ama kaktüs sevgim ağır bastı.

52haftadabaskiyapmak144 52haftadabaskiyapmak147 52haftadabaskiyapmak145 52haftadabaskiyapmak146

52 Haftada Baskı 35. Hafta

Standard

52 Haftada Baskı Yapmak Projesinde 35. haftasından merhaba.

Kitapları seviyorum, kumaşları seviyorum, distopya edebiyatını ve yazarları seviyorum.

Virginia Woolf ile başlayan yazar silüetli stampa yapımına Franz Kafka stampası ile devam etmek istedim.

Franz Kafka en sevdiğim yazar ve distopya ütopik bir evrende yaşananları yansıtır dense de ben Kafka kitaplarındaki evreni hiç de ütopik bulmuyor aksine şu anki dünyanın tam bir yansıması olarak görüyorum.

Madem kitapları, yazarları ve kumaşları seviyorum bir kitap ayracı yapayım bu stampa ile ilk olarak dedim.

Pamuklu kumaştan kestiğim bir parçayı önce akrilik boyalar ile gelişi güzel boyadım ve ardından oyduğum Franz Kafka stampası ile baskı aldım.

52haftadabaskiyapmak140 52haftadabaskiyapmak142 52haftadabaskiyapmak141 52haftadabaskiyapmak143

Prag II

Standard

2. Gün yatakta bir minik yorgun.

prag57

Kaleye ve dolayısıyla Kafka’nın evine gitmek için yola çıkıyoruz.

prag58

????

Sokaklar sanat dolu, bu mozaik objeler bir açık hava sergi.

prag62 prag63

Aynı zamanda şemsiyeleri ile tepemizde sallanan bu insanlarda, burada sokaklar büyülü ve büyüleyici.

????

????

Bazen yorulduğumuz oluyor tabi.

prag64 prag65

Bir sinagogun önünden geçiyoruz. Daha sonra dönüşte bakacağımızı düşünüyoruz, acelemiz var ama bir daha burayı gezmek için dönemiyoruz.

prag66

Adını bilmediğim bu kiliseyi gezmek isterken önce grup ve rehber olmadan gezemeyeceğimiz cevabını alıyoruz ardından anı hediyeliklerinden alınca izni koparıp içeriye dalıyoruz.

prag67 prag68

Kimin heykeli aklımda kalmasa da bizi etkileyen kısım Darth Wader’a benzemesiydi zaten 🙂

????

Bu şehirde her bina istisnasız güzel.

????

Tiyatro binası ve görkemli çatısı.

prag71

Ve güzel sokak resimleri.

prag72 prag73

Tramvayla gideceğiz

prag74Prag Kalenin yapılışı 900’lü yıllarda başlasa da sürekli gelişmiş ve her dönem yeni yapılarla dinamik bir biçimde büyümüş. Kale aynı zamanda Devlet Başkanının makamı, biz kalenin içinde elimizi kolumuzu sallayarak Devlet Başkanının Konutunun kapısında pozlar vererek dolaşırken bir yerlerde de devlet başkanı devlet işlerini yönetiyor ve bize kimse dokunmuyor, çok ilginç değil mi?

prag75

Gidilen yer Golden Lane, aslında burada Kafka’nın kızkardeşinin evi var ve Kafka bir süre bu evde yaşamış.Taşrada Bir Köy Hekimi bu evde yazılmış. Golden Lane Prag Kalesi içindeki yapılardan biri Kale Vltava Nehrinin batı kıyısında ve aslında kompleks bir yapı ve içeriye girdiğimizde bizi ilk karşılayan St.Vitus Katedrali. Eskiden kralların taç giydiği bu katedral inanılmaz görkemli bir yapı.

prag76 prag77 prag78 prag79 prag80

Kalenin çevresinde ufak kafeler var, bazı kısımlara giriş ücretli ve kalenin içinde tıpkı Şato Romanındaki gibi kaybolabiliyor bir türlü gitmek istediğiniz yere ulaşamayabiliyorsunuz, aslında daha ana meydandan çıkar çıkmaz giriş bileti alıp istediğiniz mekanları ziyaret edebilecekken kale içindeki bizzat Kafe esnafı tarafından bir o tarafa bir bu tarafa gönderilirken “biz sürekli daireler çiziyoruz farkında mısınız?” bile diyemiyorsunuz çünkü tıpkı bir Kafka romanında size verilebilecek bir adres kadar karmaşık ama aslında inanılmaz derecede kolay.

prag81 prag82Bu avlu ve heykel Efekan’ı çok eğlendiriyor.

prag83

Kale içinde yolunuzu bulabilmek için sürekli dolaşıyoruz yolumuz bazen sokak sanatçıları ile kesişiyor.

prag84

Bazen de Prag I yazımda bahsettiğim dilencilerle.

prag87

Ancak bir türlü Kafkanın evinin bulunduğu Altın Yolun yolunu bulamıyoruz. Kale içinde çeşitli turlar var her tur farklı mekanları görmenizi sağlıyor her birinin giriş ücreti farklı.

Biz kah Kalenin seyir tepesinde kah üzüm bağlarında kah kafelerinde dolaşırken bu turlar için giriş saatini kaçırıyoruz.

prag85 prag86 prag88

Kapanıştan yarım saat önce bilet satışı duruyor. Çekler çok dakik insanlar, yalvarmak işe yaramıyor parası neyse vereyim bir girip çıkacağım diye bir şey yok, gerçi o bizim müzelerde de yok misal Hatay’da girememiştik kapanışa yarım saat var diye müzeye ki biz dakik insanlarda değilizdir.

Prag’da bu tarz yerlerin kapanış saatleri çok erken 16:00 – 16:30 gibi özel değilse açık ziyaret alanı bulamıyorsunuz. Kiliseler de bile görebiliyorsunuz bu durumu bizim ziyaret etmeye kalkıştıklarımız içinde günde iki kez 10:00-12:00 ve 14:00- 16:00 arası açık olanlar çoğunlukta.

Ama biz Golden Lane’ e giremedik diye hayıflanırken gişedeki kız 16:30 u beklersek Golden Lane in ücretsiz olarak açıldığını diğer alanları gezemesek de orayı görebileceğimizi söylüyor. Alıyor beni bir mutluluk.

Kahvemizi bu güzel avluya bakan kafede içip yolun açılmasını bekliyoruz.

prag89

Golden Lane (Zlata Ulicka) dar sokaklı ufak evlerden oluşan bir cadde. Kale muhafızları, zanaatkarlara ve sanatçılara ev sahipliği yapmış. Sokakta yer alan 22 numaralı evde ise 1916 yılı kışında Franz Kafka kalmış.

prag94 prag91 prag90 prag93 prag95

Bir oda ve bitişiğinde banyo gibi bir şey olabileceğinden şüphelendiğimiz topu topu ayakta 10 kişinin ancak durabildiği bir kitapcı dükkanı artık ev.

Oradan Kafka’nın çizimlerini yaptığı bir kitap alıyorum kitap 10 euro ve 2 kalem, kalemlerin fiyatını ise unuttum.

prag92

Aynı zamanda sokağa girince sokağın solundaki girişinde sizi bir şövalye zırhının karşıladığı evden girerek merdivenle yukarı çıkın, giriş ücretsiz.

prag96

Bütün evlerin üst katları birleştirilerek upuzun bir galeriye çevrilmiş. Yol boyunca çevrenizde zırhlar, kalkanlar, flama ve silahlar size eşlik ediyor.

prag99 prag97

Taçlara dikkat.

prag98

En sonunda işkence aletleri ile döşenmiş bir odaya ulaşıyor ve insan oğlunun ne denli vahşi ve barbar olabildiğini görüyorsunuz.

????

prag100

Kaleden ayrılmadan askerlerin yerine bir nöbet de biz tutuveriyoruz.

prag102

Akşam oluyor ve Efekan bir gün önce Bosna Hersekli bir soydaşımızdan aldığı oyuncağı elinden bırakmıyor, sürekli her fotoğrafta o obje olsun istiyor.

prag103prag104

 

 

Prag’da akşam yapılabilecek en güzel şeylerden biri Black Light Theatre’a gitmek. Bu tiyatrolarda gölge tiyatroları sergileniyor yani konuşma yok dil bilmeye gerek yok, akşam 20:00 20:30 gibi başlıyorlar genelde vaktiniz varsa gidin biz çok zevk aldık. Sessiz karanlıkta ışık oyunları ve arka planda siyah giysileri ile göremediğiniz insanların da rol aldığı bu oyunlar çok zevkli.

prag106 prag107

Ve her zaman yolumuz dönüp dolaşıp eski şehir meydanına çıkıyor, arkamda Tyn Kilisesi.

prag105

Devam edecek.

Kitaplar da Üşür mü?

Standard

Franz Kafka’ nın Dava’ sı ise üşür bence, Josef K. 30. yaş gününün sabahı tutuklandığında ne suç işlediğini bilmeden nemli sıkıntılı mahkeme koridorlarında. Şato ise üşür mesela, Bay K karlı köy yollarında Şatoya ulaşmak için bürokrasinin çıkılmaz çarklarıyla savaştıkça. Açlık Sanatçısı üşür örneğin ızdırap çektikçe eğlendirdiğinden. Kayıp  Karl Rossmann Amerika’da üşür ailesinden uzakta kapitalizmin çarklarında ezilip değersizleştikçe. Gregor Samsa ah Gregor Samsa yabancılaşmak herkese ne çok üşütür insanı, görebilmek artık her şeyi çok açık ne büyük bir cezadır insana.

pazenkitapkabi4

Piyano, Evgeny Grinko, Franz Kafka ve Efekan

Standard

Klasik müzik aristokrasiyle ilişkilendirilmiştir yıllarca yıllarca yıllarca tarihle aram iyi olmadı hiç o yüzden bilmem ne kadar sürdüğünü bu yanılsamanın, kelimeleri sevdim ben, sesleri, çizgileri ve renkleri. Oysaki tarih boyunca sanatçılar aç dolaşmıştı ve o sanatçılardı müziğe, resme, heykele can veren nasıl oldu bu ezgiler aristokratların oldu?

İşte bu aynı zamanda aristokrasiden çok uzak bu adamla bir akşam saati arkadaşımdan aldığım bir maille tanıştım yapabilecek olsaydım zaten yapardım değil mi diyordu arkadaşım ve adam içime dokunan tuşlara dokunuyordu. Defalarca defalarca dinledim. Adam üzerinde kapüşonlu ceketi, kulağının arkasında sigarası pek de mütevazı ve sade piyanosunun başına oturuyor, sigarasını ağzına götürüp cebinden çıkardığı kibriti ateşliyordu. Yanan odunun ve fosforun kokusunu ciğerlerime çekiyor doğan güneşin ışıklarından kamaşan gözlerimi kapatarak serin bir sabahta içim ürpererek çalan valse kaptırıyordum kendimi. Açık yemyeşil arazide gün doğarken piyano ve akordiyonun valsine tanıklık ediyordum.

Kafka’yı çok sevdim ben farkındalığını ve farkındalığının verdiği çaresizliğini ve hüznünü. Kafka kitaplarındaki karakterlerin tarif edilmeyen ama insanın gözünde canlanan hep Franz Kafka’nın tam da kendisine benzeyen siması, Evgeny Grinko’da  Kafka’ya benziyordu kemikli burnu, ince parmakları, mahcup gülümsemesi ile. Tam da dört yaşındaki kocaman yürekli küçük erkeğimin ilk piyanosuyla buluştuğu bu günlerde.

kafkaefekanevgeny

Beni Evgeny ile buluşturan pekçokşeyindeftercisi iyiki varsın.