Tag Archives: efekan

Limon Desenli Yazlık Elbise ve 52 Haftada Baskı 27. Hafta

Standard

Dikilip fotoğraflanamayan bir elbise bir blog yazarı için inanılmaz bir rahatsızlık konusu, biliyorum yaşadım.

Bu elbise aylarca biçilmeyi, haftalarca dikilmeyi ve üzerine bir o kadar da ütülenip giyilmeyi bekledi.

limon2

Model arayışına girdiğimde hep şöyle şık şeyler aklımı kurcalasa da en sonunda salaş ve rahat bu model gönlümü çeldi. Aşağıdaki fotoğrafta Rachel üzerinde gördüğünüz şık giysi aslında Kate Spade New York tarafından geçmiş sezonlarda yapılmış bir etek bluz ve bluzun arkası kollarda kullanılan sarı kumaştan yapılmış aslında günlük bir giysi ve tamamen bloggerın kullanım şekli ile havalı bir elbiseye dönüşmüş ancak benim istediğim havalı görünmek değil rahat etmek.

kate-spade-ny-lemon-dress

Kalıp Burda Dergisi Temmuz 2015 Sayısı 115 numaralı model. Yukarıdaki ikilinin bir elbisede birleşmiş ve ben olmuş hali.

7-2015-115

Kalıbı kullanırken kendi bedeninizde biçmenizi salık verebilirim zira ben salaş gürüntüyü abartmak adına bir beden büyük biçtim ve elbisenin bu havasını sevdim birbirimizden ayrı hareket edebiliyoruz üzerime yapışmıyor. Ancak cepler bana göre çok aşağıda kaldı aslında elbiseye bambaşka bir hava katan ceplerini kullanma şansım olabilmesi için ya yukarıya almalıyım ya da tamamen iptal etmeliyim.

Aynı zamanda bir 52 Haftada Baskı projesi zira kolları için düz limon sarısı bir kumaş bulamayınca kumaş boyası alıp kumaşı boyadım. Ancak kumaşı boya içinde çok az bekletmeme rağmen limondan ziyade güneş sarısı oldu. Renk solsun diye uzun süre duru su içinde beklettim sonuçta tam istediğim renge ulaşamadım ama yinede kumaş içindeki desenlerde kullanılan bir tık daha koyu olan sarıya ulaştım.

limonlu elbise2 limonlu elbise3

Kolay bir model yakayı pervaz ile çevirdim.

limonlu elbise1

Kelebek kol diye bahsedilen kol aslında sanırım iki kat biçilmesi gereken bir kol ancak kumaşa kalıp yerleşimini verdikleri resimde o ayrıntıyı atladıkları için tek kat biçtim ya da onlar kol ucunu nasıl olsa kıvırmayı akıl edeceğimizi düşündükleri için tek kat biçiliyor da o ayrıntıdan bahsetmiyorlar velhasıl bu denli basit bir elbisede bir an durup düşünmeme neden oldular halbuki ben böyle bir elbiseyi dikerken modelin basitliğinden dolayı bir çırpıda iş çıkarırım sanmıştım. Kol altlarını biye ile temizledim. Dediğim gibi bu kısımda Burda Dergisi anlatımı çok işime yaramadı açıkcası ama başına oturduğunuzda sabah dikip akşam gezmeye giderken giyebileceğiniz bir yaz elbisesi.

En sonunda Cumartesi günü giyip fotoğraflama şansım oldu çok sayıda mekan gezdik ve Kocakişisi giysi fotoğraflama konusunda daha bir iyi oldu sanki içlerinden seçim yapmakta oldukça zorlandım ve tüm bu bekleyişe değdi gibi.

limonlu elbise4 limonlu elbise5 limonlu elbise6 limonlu elbise7 limonlu elbise8 limonlu elbise9 limonlu elbise10 limonlu elbise11 limonlu elbise12 limonlu elbise13 limonlu elbise14 limonlu elbise15 limonlu elbise16 limonlu elbise17 limonlu elbise18

 

Reklamlar

52 Haftada Baskı Yapmak 21. Hafta ve Okul Denen Şey Ne Menem Bir Şeymiş

Standard

Efekan artık kocaman bir ikinci sınıf öğrencisi, geçen yıl okulun ilk birkaç ayını geçirdikten sonra devlet okulunda bu işler nasıl oluyor Okul Üzerine Ornitorenksel Sayıklamalar yazımda yazmıştım.

Artık üzerinden kocaman bir sınıf ve ikinci sınıfında neredeyse bir dönemini bitirdiysek bir iki kelam etmelik daha birikimim vardır gibi geldi bana.

İlk olarak birinci sınıftan bahsedeceğim;

Ela ve Lale neden el ele bunu ve altındaki subluminal mesajı çözemedim ben.

Elle kelimesine geldiğimizde benim devreler yanmıştı.

Ama Talat var ya Talat o e harfinin her kıvrımında ağlayıp rüyalarında e gören çocuklar Talat’da başka bir dağıldı.

Bu el yazısını eğitimin ilk kademesine uygulayan benden bol bol rahmet aldı.

Harf harf değil seslerle öğretim başta garip gelse de gerçekten işi kolaylaştırdığını sonra anladım.

Harf harf ses ses gitmenin tek handikapı ilk başlarda öğrenilen harf sayısı az olduğundan ve kullanılan kelimeler bu harflerden ibaret olduğundan elle gibi garip durumlarla karşılaştık.

Başta sesler öğrenildiğinden daha harfler bitmeden okumayı söken çocuk o e harfi için evi yıkan komşumuzu ciddi biçimde acaba bu çocuğa ne yapıyorlar diye endişelendirecek denli yaygara koparan çocuk “amaaaan okumakta çok kolaymış canıım” dedi.

Okumak yazmaya oranla hem daha zevkli hem daha kolay geldi, akşam uyumadan önce kitap okuma ritüelini kitabın bir kısmını onun bana bir kısmını benim ona kitap okumam şeklinde değiştirdik ki artık bu ritüel yan yana uzanıp herkesin kendi kitabını sessizce okuması şekline evrildi.

J sesine gelindiğinde Efekan “anne bu J neden var ki şimdiye kadar hiç bir yerde karşıma çıkmadı” dedi ve ona Ajda’dan bahsetmek zorunda kaldım.

İşin öğrenim kısmı böyle iken Kreşte Anaokulunda Öğretmenler, Ablalar emanetinde olan çocuk Allah’a emanetti artık.

Çoğunlukla okulda çıkan öğle yemeklerini yemedi, madem kantinden tost al dediğim günün ertesi kantinden aldığı tostu çantasında saklayıp koklatmak için bana getirdi “bak nasıl kokuyor bunu mu yememi istiyorsun?” dedi. Okul bahçesi dışına çıkmasına izin vermediğimizden kantin ve yemekhane dışındaki tek seçenek beslenme çantasıydı bütün yıl beslenme çantasına sadece kek, süt ve meyve koymama izin verdi. Arkadaş sayısı arttıkça beslenme çantasındaki kekler eve geri gelir oldu. Arkadaşlarıyla oyun oynamayı beslenmesini yemeye tercih ediyordu ve zaten iştahsız bir çocuk olduğu için öğün atlıyordu. Beslenmesindeki her parçayı başka bir tenefüs eline almasını ve oynarken atıştırmasını istedik bu bir müddet gitti ama sonra yine aksadı.

Ben bu yeme yememe meselesini dert ederken çantasını düzenlemek için boşalttığımda içinden garip şeyler çıkmaya başladı; kalem teli, ucuna boncuk bağlanmış bir ip parçası gibi. Sorduğumda satın aldığını söyledi, nasıl ve neden diye sorunca büyük sınıfların geldiğini al bunu sana satıyorum dediğini sonra da paran nerede deyip kalemliğine koyduğumuz parayı alıp gittiklerini söyledi.

Son yılların eğitim sistemi için yapılmış tek iyi değişimi orta öğretim ve ilk öğretimin aynı binada görülmemesi kararı idi ki karar çoğu okulda bina yetersizliğinden uygulanamamıştı bizimkindeki gibi.

Oğlumuz haraca kesilmişti.

Paranın yerini değiştirdik ve hayır demesini tembihledik aynı gün yine saçma bir şeyle eve geldi sadece kalemlikte para bulamayınca para nerede demişler ve yeni yerinden parayı alıp gitmişlerdi.

Durumu öğretmeni ile paylaştık sorun bitti.

Bitlendi.

Bir hafta sonu banyo yaptırıp saçlarını kurutup okşarken farkettim, kabus gibiydi.

Tamam çözüm vardı ama bunca yatak takımı vs kaynatılacak mıydı şimdi?

Eczacımız bir fısfısla işi halletti.

Ama Efekan bu fısfıs ve incecik metal tarakla sirke ayıklama işlemi sırasında bukleli uzun saçlarıyla başedemediğimi görünce” kes gitsin dedi” “emin misin, bak bu fısfıs hepsini öldürdü zaten azıcık daha tarayacağım saçını bitecek” dedim ama emindi, saçlar gitti.

Ne kadar açık sözlü bir çocuk olduğunu hemen ertesi günü öğretmeninin daha da fark etmesini sağladı “saçların yakışmış” denilince “pirelendim de” diyerek.

Allahtan aynı gün konuşmadan habersiz olan ben öğretmeni ile karşılaştığımızda Efekan’ın saçları yakışmış deyince “küçük bir sıkıntı yaşadık da” dedim ve kıvırmadım da kötü bir intiba bırakmadım.

Kavga etti, dayak yedi, dayak attı, kaza ile kafası delindi, kaza ile arkadaşını düşürüp kafasını şişirdi.

İşin bu kısmı bazı annelere korkunç gelebilir anlatımıma bir es verip altı yıl önceye dönersek Ankara’dan tası tarağı toplayıp bu çocukluk için düşmüştük biz yollara.

Okul benim için şart değil, hep diyorum keşke okulsuz eğitim mümkün olsaydı bizim için ama bu imkansızlık dahilinde özel okul kesinlikle çok çok karşı olduğum bir durum, eğitimi bir müşteri olarak talep etmek.

Bu bağlamda devlet okulu bir çok tartışmaya açık olmak kaydıyla tek seçeneğim ve devletin öğretmenleri eğitim politikaları ve içi boşaltılmış müfredatlardan ayrı tutulmalılar bence çünkü en azından benim tanıdıklarımın büyük kısmı çocuklarımız için istediğimiz öğretmenlerden.

Çocuğu bir jungle’a salmışız gibi geliyor bazen ama çocuk büyüyor, okul duvarından atlayıp arkadaşlarıyla gizlice markete cips almaya giderek, okul çıkışı mahallenin çocukları ile bisiklet çetesi kurarak, evden aldıkları birer lirayı birleştirip kendilerine bilumum zararlı yiyecekten satın alıp evin karşısındaki boş alanın köşesindeki ağacın altında Efekan’ın deyimi ile pikmik yaparak ve yaramazlık yaptıklarında yine aynı arsanın bitişiğindeki evde yaşayan nine tarafından kovalanarak büyüyor.

Öğretmenlerine göre okulun en özgür ruhlu çocuklarından biri Efekan canı istediğinde bahçede boylu boyunca uzanabiliyormuş mesela ve çevresindekiler ne yapıyor bu durumda çok ilgilenmiyormuş da yalnız artık çevre ne der durumu arkadaşları sayesinde yavaş yavaş oturmaya başladı.

Okulun en mücadele ettiğim konusu bu, anneler tarafından çocuklara öğretilenler,

Allah taş eder. Neden bir anne Allahın sonsuz sevme gücünden bahsetmez çocuğuna da taş edeceği ile korkutur.

Mezarlık ve Cami yanında küfredilmez. Küfredilmez, ya da sisteme çok kızıncaya kadar küfredilmez.

Uydurma ayıplar ve uydurma günahlar öyle çoklar ki.

Ben günahtan hiç bahsetmemiştim Efekan’a bu okulda çocuklardan duyduğu bir kavram ben sadece Allah’ın sevgi dolu olduğunu bizleri sevdiğini bizlerinde sevgi dolu, iyi, dürüst insanlar olmamızı istediğini tüm canlıları sevmemizi kimseye zarar vermememizi istediğini söyleyip çiçekleri ağaçları böcekleri güzel olan her şeyi göstermiştim ona ki ölümü farketti işte o zaman Cennet’i anlattım ama Cehennemden bahsetmeksizin çünkü kötülük ve günahtan bahsetmemiştim ki.

Şimdi günah ve ayıpla uğraşıyorum ama zaten bununla hepimiz uğraşıyoruz.

Yemek arkasından ağlamıyor bizde zaten karnı acıkınca yiyor nasılsa.

Okulu sevdi mi?

Bir gün aniden koşup öğretmenine sarılarak onu şaşırtıp mutlu etti.

Yazın okulu özledi, arkadaşlarını, öğretmenini özledi ama yaz tatilinin bitmemesini istedi.

İkinci sınıfa geldiğimizde;
BU İLK MADDE YORUMLARDAN SONRA HATIRLANARAK GÜNCELLENMİŞTİR, ZİRA ÜZERİNDEN HENÜZ İKİ AY GEÇTİ GEÇMEDİ ANNE HAFIZASI FORMAT YEMİŞ BİLGİSAYARA DÖNDÜ NEYSE Kİ BU HALİMİ BİLDİĞİMDEN ORAYA BURAYA KÜÇÜK KAYITLAR ALIYORUM DA GELEN YORUMLA HATIRLADIM;

“el yazısını geçen sene öğrendik yeter, artık düz yazı yazmak istiyorum ben” dedi Efekan 01.10.2015 tarihi itibari ile ama bu küçük darbe girişimi öğretmenince engellendi. Zaten el yazısı ile aklı karıştırılmış çocuk kitap harfleri kullanımını kendi kendine çözmeye kalktığında kelime içinde kimi harfleri büyük kimi harfleri küçük kullanıyor ortaya karışık bir şeyler yapıyordu. Ve ilk hafta Bııı nasıl yazılıyordu? Hayır o değil büyük bıııı!!! benzeri çığlıklar yükseldi evde.

Kitap okumayı çok sevdi, bir sayfa matematik ödevi yapmaktansa yaşına uygun resimli bir kitabı okumak tercihi.

İngilizce dersi onun için çok eğlenceli.

Neredeyse öğleden sonralarının tamamı resim oyun vs gibi dersler olsa da resim dersinin azlığından şikayet ediyor keşke tüm gün resim yapsalar mış.

Tatilde okuduğu kitapların listesini öğretmeni istemişti tüm çocuklara özel İsimlerinin yer aldığı öğretmenleri tarafından imzalanmış belgeler hazırlamış onlara Kitapkurdu belgesi.

Şimdi yeni hedefi bu belgeden daha çok daha çok almak o yüzden daha çok kitap okuyacak.

Bu yıl kantin işletmesinin ve yemekhanenin değişmesi ile artık öğle yemekleri daha düzenli gidiyor. Canı istediğinde okuldan yemek istediğini söylüyor, bazen de beslenme götürmek istiyor ve beslenmesine ev yapımı hamburger koymama izin veriyor.

Kantinden ise hamburger yemeyi reddediyor ev yapımı değilmiş yine Efekan’ın deyimi ile börbırkind den geliyormuş sağlıksızmış.

Döner ve tost da mevzu bahis bile edilemiyor ancak kantinden saçma oyuncaklar almayı çok seviyor bazen yemek parasının tamamını içinden ne çıkacağı belli olmayan saçma kutu oyuncaklara harcayabiliyor.

Böyle durumlarda bir gün harçlıksız okula gitme gibi uygulamalara başvuruyoruz ve yine doğruluk ve yanlışlık derecesini tartışmıyorum zira herkes kendi doğrusuna göre çocuk yetiştiriyor.

Harçlıklarını ise o bahsi geçen durumdan sonra asker cüzdanı denen boyna takılan cüzdanlara koymaya başladık ve zaten öğretmeni müdahale ettikten sonra bir daha benzeri bir vaka yaşanmadı.

Şimdi 21. haftada baskı;

Asker cüzdanı çok büyüktü ve bir süre sonra fermuarı bozuldu, Efekan benim keçe bir cüzdanıma el koydu ona kordon diktik ama bence büyük ve ağır bir cüzdandı bir süre sonra onun da fermuarı kırıldı.

Peki neden ben bunca zaman bu çocuğa bir cüzdan dikmedim.

Sonunda dün akşam eve giderken bu soru belirdi zihnimde ve eve girer girmez baskısını yapıp diktim.

İşte aşamaları ile tamamen Efekan’a özel boynuna asabildiği ve tişörtünün içine soktuğu cüzdan, onun deyimi ile göbek parası.

Malzemeler akrilik boya, ikea perdeleri eve göre kesince artan kumaştan bir parça ve silgiden oyduğum böcek stampalar ve fermuar.

Renklerin seçimi Efekan’a ait.

Fermuar dikmek daha kolay olduğu için kumaşı iki panel halinde kullandım, fermuar kenarlarını yine aynı kumaştan bantlar dikerek temizlemeyi tercih ettim. Kordon takabilmek için bir şerit dikerek onu fermuar bitiminde düzgün durması için diktiğim bantla fermuarın arasına koyarak diktim. Sonrası basit kare bir çanta, küçük boy çalıştığım için astar dikmedim dikişleri sık zig zag dikişle temizledim.

52haftadabaskı195 52haftadabaskı196 52haftadabaskı197 52haftadabaskı198

Yapmak için öyle aceleci davrandım ki fotoğraflar yine telefon çekimi, fotoğraf makinesi kullanmalıyım bu da kendime not. Ve ayrıca akşam yapay ışık, sabah vuran çiy sabah güneşi ve kışın çekim yapmanın zorlukları.

Kitaplarla Oynayalım mı?

Standard

Efekan kitapları çok seviyor bazılarını ise daha fazla.

Aynı zamanda birlikte okuduğumuz bir kitaptan konuşmayı, hoşuna giden bir bölümü tekrar tekrar bana anlatmayı ve kitap kahramanlarına oyunlarında karakter olarak yer vermeyi de.

Tam olarak ne zaman başladık bu işe bilmiyorum ama sevdiği kitaplara dair oyuncak ve objeler yapmaya başladık birlikte.

Mesela bir dönem canavar korkusu vardı Efekan’da ve canavar diye bir şeyin var olmadığını bir çocuğa anlatmak boşuna kürek çekmekmiş hem öğrendim hem hatırladım kendimden. Çok blog okuyorum ben yazdığımın kaç misli, bir sürü farklı konuda üstelik, kitap ve çocuk kitapları ile ilgili okurken gördüm onu Sevgili Canavarlar hem anlatıyor canavarların sadece bizim hayal ürünümüz olduğunu hem de diyor ki madem hayal ediyoruz iyi hayal edelim onları.

sevgilicanavarlar1

Efekan’da o dönem adını Mikrop koyduğu bu canavarları diktirdi bana kabuslardan onu korusunlar diye ve işe yaradılar da. Nasıl görüneceklerine de Efekan karar verdi.

sevgilicanavarlar2

Aya Yolculuk’u okuduk sonra ve dedik ki madem Ay’a gidilecek bir roket lazım bize. Uygun kıyafette önemli tabi.

ayayolculuk2

Bir de atmosferden çıkmadan uydulara çarpmamak için manevra kabiliyeti.

ayayolculuk1

Koyun Russell’ın iki kitabı var bizde ilk Kayıp Hazineyi almıştık. Hikaye Kurbağa Poposu Çayırında geçince ve Kurbağa Poposunun Kayıp Hazinesi aranınca içinde bunca popo kelimesi geçince bu kitabı sevmeyecek bir çocuk düşünemiyorum, bir dönem favori kitaptı ve her favori kitap gibi hergün okundu ve bazen günde iki kez.

russelvekayıphazine1

Tek yaptığım evde var olan kuzuya Russell’in heyecanlandığında kıvrılan şapkasına tıpa tıp benzeyen çorabımı kesip şapka yapmaktı. Ve yine çok şanslıydık ki kitabın diğer kahramanı Franky’e benzeyen bir kurbağa oyuncağımız da vardı.

russelvekayıphazine2

Dinozorlar ikimizinde en bayıldığı şeylerden evde kaç tane dinozor figürümüz var bilmiyorum ama bir tanede ben dikmezsem olmazdı.

dinazorlar1

Bu dinozor ise kuyruğu ve ön kol ve pençesi kesilip terk edilmiş bir şekilde Efekan’ın Babaannesi tarafından sokakta bulunup bize getirildi. Bizde hak ettiği ilgiyi gösterdik ona içi elyaf dolgulu kumaş bir kuyruk ve sıcak silikondan yapılıp oje ile renklendirilmiş bir kol ve pençe protezi ile bizde çok mutlu.

dinazorlar2

 Ve son zamanlar Efekan’ın favorisi olan kitabı Kayıp Şey, ki Shaun Tan yetişkin kitaplarıda yapıyor ve bence Kayıp Şey de dahil tüm kitaplarını bayılarak okuyacak ve resimlerine bayılacaksınız.

kayıpşey1

Biz ilk olarak kitaptaki gazoz kapağı kolleksiyonunu yaparak başladık ve bitirmemize az kaldı.

kayıpşey3

Son olarak ta seramik hamurundan Şey’in bir figürünü yaptık.

kayıpşey2

Biz kitaplarımızı hem okuyor hem oynuyoruz, size de tavsiye ederiz çok eğlenceli.

Diğer yaptıklarımızda başka bir yazının konusu olsun.

En Sevdiğim

Standard

Gülen yüzüm, sol yanım, asi meleğim. Göz göze geldiğimiz ilk günden bu yana hiç bir sevapla böyle bir güzelliğin hak edilemeyeceğini, ancak Yaradan’ın kullarına lütfu olabileceğini öğrettin bana. Seninle öğreniyor ve seninle büyüyorum  iyi ki emanetimsin, Yaradan’a emanetimsin.

 

efekan1efekan2efekan3efekan4ensevdiğim1ensevdiğim2

Günün Güzeli

Standard

Huzura ihtiyacım var bu aralar, fotoğraf eski olsada yaşattığı duygu hala taze Kırpığımın benim için topladığı ilk çiçekler. Bu aralar aradığım huzuru sadece Efekan’ı kucağıma alıp ensesine burnumu dayayıp teninden yayılan sıcak kokuyu içime çekince bulabiliyorum. Huzur aranan bir şey olmasın hep yanınızda olsun.

IMG_4038

Rüya Gibi

Standard

Nasıl bekledim anlatmak için nasıl sabredebildim iki gündür bu yazıyı yazmadan bilmiyorum muhteşem bir hafta sonu geçirdim ben. Hayat çok güzel şeyler sunuyor bana verene sonsuz şükür. Cumartesi gecesi Fethiye Klasik Müzik Festivali kapanış konseri için Fazıl SAY’ın Fethiye’de olacağını haber aldık. O bu kadar yakına gelmişken bizim gitmememiz olmazdı atladık arabaya ve Fazıl SAY için Fethiyeye gittik.

fazilsay1

Yaptığımız en güzel şeylerden biriydi bu. Gerçek müzik öyle coşkulu ve güzel bir şey ki gözleriniz yaşarırken içinizi mutluluk kaplayabiliyor. Fazıl SAY müziği öylesine yaşıyor ki o an orada bizlerle değil sanki sadece piyano ve o var ve bizide notaların içine çekiyor nefes alıp vermiyoruz o an ayaklarımız yerküreye basmıyor ve o plastik sandalyede oturmuyorum ben. Eşsiz bir deneyimdi canlı canlı o anı yaşamak.

fazilsay2

Güzellikler bununla da bitmedi, Fazıl SAY sahneden indikten sonra gitmek için kalktığımızda artık sesçiler, teknisyenler ses sistemi ve piyanoyu toplarken Efekan merdivenlere yönelip sahneye çıktı. Önce şaşırdık ardından koca kişisine seslendim sırt çantamdan telefonumu alıp fotoğraf çekmesi için. Ve fotoğraf çektiğimizi gören ekipten biri Efekan’ı piyanonun yanına çağırdı, piyano sandalyesini kaldırdıkları kenardan yeniden yerine yerleştirdi ve piyanonun tuşlarının kilitli kapağını anahtarla açarak Efekan’a otur ve tuşlara dokun dedi. Sihir gibiydi.

fazilsay3

Ankara Günlüğüm

Standard

Ankara benim ilk göz ağrım en sevdiğim şehir onsekiz yaşında “bu şehirde yaşamak istiyorum” dedim yirmi yaşında aldı kollarına beni Ankara. Çok sevdik birbirimizi grisi, asık yüzü, denizsizliği benim için hiç önemli değildi çünkü ben ona aşıktım. Sonra kendimi unutacağım bir aşk daha yaşamaya başladım ben Efekan…
İlk gezmeleri hep AVM lere oldu Efekan’ın çünkü Ankara anneciğimin deyimiyle “ağlayan ağaçların şehri” ve ben tüm çocukluğu ağaç tepelerinde geçen hep en yükseğe en yükseğe tırmanan aşağıya inmekten ise hep korkan ağaç tepesinde mahsur kalıp yine ağaca sarılan. On küsur yıllık aşkımı gömüp yüreğime yeni aşık olacağım yere yol aldık Kaş. Hayat bana hep güzel şeyler sundu ve ben hep sunduklarını sevmeyi başardım sonsuz şükür.
Onca zaman sonra yine kollarını açtı bana Ankara ağrılarıma çare olmak istedi. Ankara’nın bana en büyük kazandırdığı öz olmasada canım babam canımın istediği babam gel dedi.

wpid-IMG_20130909_160613.jpg IMG_20130913_125346

Canım arkadaşım Hobi mi Terapi mi ile yüz yüze görüşme daha doğrusu sıkı sıkı sarılma şansım oldu daha ne isterim. Yaşam çok güzel arkadaşlar sunuyor bana sonsuz şükür. O’nunla ilgili cümle kurmaktan acizim dilim lâl. Çok sevdiğimi söylesem O anlar gerisini.

IMG_20130915_184738

Sonucu önceki yazımda paylaştım zaten ama yine güzel şeyler sundu hayat bana mesela röntgen için sıra beklerken Ferya geldi yanıma beni blogdan tanımış dünya ne küçük mutluluğumu anlatmaya söz yok O’da eliyle yaptığı küçük ayrıntılarla dünyasını güzelleştiriyor ve yakında açacağı (açmış bile) bloguylada bu güzellikleri bizimle paylaşacak. Ankara’nın kollarına geleli bir yıl olmuş benim gibi sevsin inşallah.

IMG_20130913_124937

Otuzbeş yıllık cehaletim son buldu mesela latte denen şeyin süt bilemedin kremaya uzaktan cay kaşığı ucuyla koklatılmış kahve olduğunu, gün içinde çalışırken en az beş fincan kremalı ama şekersiz granül kahve ve bir öğle arası bir akşam nefes alma keyif vakitlerinde sade ama lokum eşliğinde Türk kahvesi içen kahvesiz afyonu patlamayan bir tiryakiye göre olmadığını öğrendim.

IMG_20130911_180915

Efekan’ın şehir yaşamına çok uzak toplu taşıma araçları onun için rüya gibi biz hastanedeyken Okay amcası onu metro ile gezdirdi ve dilinden düşürmediği “aleşveriş merkezi” ne götürüp tüm oyuncaklara bindirdi.

wpid-IMG_20130910_180607.jpg wpid-IMG_20130910_181137.jpg wpid-IMG_20130910_181345.jpg

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Tabi bizde onun bir iki doz daha bu enerjiyi almasına ses edemedik nasıl olsa dönüşte denizin şifalı suları arındırır bedenini.

wpid-IMG_20130913_141401.jpg wpid-IMG_20130913_131950.jpg

Hatta bir ara Efekan ayak mantarı tedavisi üzerine ihtisas yapmaya karar verdi.

wpid-IMG_20130912_091430.jpg

Ardından da vitrin mankenliği kariyeri yapmaya.

wpid-IMG_20130912_185540.jpg

Bol bol şımardık.

wpid-IMG_20130912_092307.jpg

Şehir yordu tabiki Kaş çocuğunu.

wpid-IMG_20130911_124220.jpg

Güvercinler şehrin sessiz sakinleri ve onların kadim dostları ile sohbet ettik.

IMG_20130913_125803

Bazen sadece bir başkasını anlamaya çalıştık.

IMG_20130913_125116

Ameliyat sonrası hastanede okumak için yanıma aldığım kitaba istemsiz seçtiğim kitap ayracını fark ettiğimde daha iyisi olamaz dedim.

IMG_20130913_103315

Kendime iki küçük hediye bile aldım.

IMG_20130912_150431

Rüya şehrim ise yol boyu hep fısıldadı yüreğime kaç git benden bende çok seviyorum seni hala ama artık ben çok zehirlendim diye.

IMG_20130912_174119

Benim hala umudum var Ankara, kırmızı ışıkta ilk kez canlı canlı gördüğüm Akrep aracı hissettirdi “ağlayan ağaçların şehri ” senden ümidi kesmedim.

Yıl Sonu Gösterisi

Standard

Bu yazımda Efekan’ın yıl sonu gösterisi için hazırladığım aşçı önlüğünü paylaşmıştım ve fotoğraf çektikten sonra önlüğün önüne yazı yazdığımızdan bahsetmiştim. Önlüğün nihai halini sizinle paylaşmak istedim bonus olarakta salon beyefendisi Efekan ve uzaylı Efekan fotoğraflarını da ekleyiverdim.

IMG_1551 IMG_1563 IMG_1569IMG_1441 IMG_1498 IMG_1499IMG_1642 IMG_1606

Küçük Aşçı Yamağı

Standard

“Mavi olsun önlüğüm” dedi Efekan, “bıyıklı olsun” dedim bende içimden, “aşçı yamağı Efekan” yazın üstüne dedi koca kişisi onuda kırmadık ama bu fotoğraftan sonraydı o. Yıl sonu gösterisinden de eklerim fotoğraf yazılı halini de görürsünüz o zaman.
481664_10151683624932122_1730390941_n

Bizi Rahat Bırakın

Standard

Amerika’nın çıkardığı savaşlarda yanan insanları tedavi etmek için bahçeye aloe vera diktik biz, üç fide az geldi Efekan’ın gözüne daha fazla dikmeye karar verdik. Tüm bu konuşmalar aramızda geçtiğinde ben çoktan unutmuştum yanan insanları, Amerika’nın çıkardığı savaşları.

Ama Efekan unutmadı çocuk kalbiyle unutamadı. Geçen hafta Bizi Rahat Bırakın sergisi Kaş’ a geldi okulunun anneler günü programının ardından arkadaşları ile birlikte oynasınlar diye gittiğimiz meydanda, çocukların tek oyun alanı olan meydanda sergilendi. Efekan fotoğrafların altına iliştirilmiş A4 kağıtlarda yazanları da merak etti “Okur musun?” dedi. Hikayeleri okuduk tek tek.

Gece balkondaydı Efekan böcekleri, kelebekleri, geceyi seyrediyordu eğlendiğini sanıyordum bir yandan onu izliyor bir yandan ufak tefek ev işleriyle uğraşıyordum ki seslendi bana ” Ben çok aptalım anne çok aptalım” bıraktım her şeyi koştum yanıma kucağıma aldım bir bebek gibi kıvrıldı hemen kucağımda sarıldık sıkıca ” Hayır” dedim “Nereden çıkardın bunu? Sen benim tanıdığım en akıllı ve en tatlı çocuksun, iyi ki benim çocuğumsun.” “Hayır anne dedi ben çok aptalım. Öğretmenim tam bir bela olduğumu düşünüyor, oyuncakları hep fırlattığımı düşünüyor. Her şeyi mahvettim ben, çok aptalım ben anne.”

Kaç aloe vera fidanı dikmeliyim bahçeye Efekan’ın yüreğindeki yaraları iyileştirmeye.

Not: Efekan’ın öğretmeni gerek duruşu gerek öğretmenliği açısından beğendiğim ve takdir ettiğim bir kişi aslında onunla bir sıkıntımız yok bu notu siz tanımasanızda onu yanlış anlamayın diye ekliyorum. Efekan hassas bir çocuk ama öylesine hareketli ki hassasiyetini bu özeliği ne yazık ki örtüyor ve Efekan öğretmenine çok hayran ve çok seviyor.