Category Archives: Uncategorized

Minyatür Kar Küresi

Standard

Sen bundan bir şey yaparsın ki, ben bundan bir şey yaparımkiden sonra en sevdiğim sözcük öbeği. Bu sözcükle birlikte bir sürü ilginç şey geliyor bana. Bu projenin çıkış noktasıda o gelenlerden aşı flakonları.

instagram121

Aşı flakonunun etiketini çıkarıp, metal kapak koruyucusunu çıkarıp plastik tıpa kapağını ve şişesini yıkayıp kurumaya bırakıyoruz.

Ahşap tutkalı ve nişastadan bir seramik hamuru hazırlıyoruz normal şartlarda bu hamuru unla hazırlamamız ve içine birazcık nişasta eklememiz gerek ama ben hamurun kar kadar beyaz olmasını istediğimden ve yapacağım modellemenin boyutunun çok küçük olmasından dolayı böyle hazırladım.

karkuresi1

Sonra hamurdan kopardığımız üç küçük parçayı elimizde yuvarlayıp kardan adam gibi üst üste yerleştiriyoruz, birbirlerinden ayrılmamaları için boncuk iğnesi inceliğinde bir çöp parçasını içlerinden geçiriyoruz. Ben bu iş için sepetten kırılmış bir dal parçasını bıçakla incelttim.

Sonra minik bir dal parçasından kol ve burnunu yapıyoruz. Yine bir parça hamuru koni şeklinde şekillendiriyoruz, tüm bunları yaparken şişenin ağzından geçip geçmeyeceğini kontrol etmek gerek zira şişenin ağzı oldukça dar.

karkuresi4

Çam ağacı olan koni çeklindeki parçayı mat yeşil oje ile boyayıp üzerine strafor parçaları yapıştırıyoruz.

karkuresi5

Kardan adamımızın burnunu turuncu oje ile renklendiriyoruz, Pilot kalem ile göz ve düğmelerini yapıyoruz. Bir parça ipi boynuna bağlıyoruz atkısı oluyor.

karkuresi6

Yapıştırıcıyı figürlerden birinin tabanına sürdükten sonra cımbız yardımı ile şişenin içine yerleştiriyoruz o kuruyup sağlamlaştıktan sonra diğerini de aynı şekilde şişenin içine yerleştiriyoruz toplu iğne yardımı ile figürlerin yerini ayarlayabilirsiniz.

karkuresi7

Flakonun içine strafor parçalarını da doldurduktan sonra tıpasını kapatıyoruz.

İçine sıcak silikon sıktığımız meşe palamudu şapkasını flakonun ağzına yerleştirdikten sonra işimiz tamam. Minyatür kar küremiz hazır.

karkuresi12karkuresi11karkuresi9karkuresi13karkuresi10

Konya Kumaşçılarının Peşinde

Standard

Yaşadığım yerde kumaş alma imkanım olmadığı için çıkılan seyahatler benim için kumaşa giden yol anlamında tam bir fırsat, bunun dışında arkadaşlarımın çıktığı seyahatlerde. Telefona kumaşçıyı isteyip çok kereler keten kumaşların renklerini saymasını istemişliğim, sarının hangi tonu olduğunu sorup limonmu güneşmi neye benziyor diye adama ecel terleri döktürmüşlüğüm çoktur. Kumaşa giden yol ne denli çetin olursa olsun yılmam. Yıllardır Konya’ya gider gelir ancak kumaş almak için sadece tek bir kumaşçıyı ziyaret ederdim, hani şu Bursa Ucuz Kumaş Pazarı adı ile bir çok ilde hizmet veren mağazalar zinciri vardır ya aslında ucuz değildir de kumaş çeşitliliği açısından daha ulaşılır görünür gözümüze işte o mağazadan alırdım kumaşlarımı ve hatrı sayılır rakamlar öderdim.
Bu gelişimizde de kumaşçıya yakın bir yerde işi olan koca kişisi istersem beni kumaşçıya bırakabileceğini dönüşte beni alabileceğini söylediğinde ağrım olmasına rağmen bu fırsatı kaçırmak istemedim. Pazen ve deri kumaş hayali ile gittim ancak hüsrana uğrayınca dört metre triko bir kumaş ve on metre değişik dokusu olan penye bir kumaş kestirdim, kasaya gittiğimde aynı zamanda dükkan sahibide olan bey kumaşa yapıştırdıkları yanlış fiyat etiketini fark edince kumaşı elimden çekip aldı,  kumaşın gerçek fiyatının etikette yazan olmadığını söyleseydi de ben o kumaşı alacaktım ama o elimden çekip aldı ve kalsın dedi hala diğer kumaşı neden aldım niye bırakıp çıkamadım diye kızıyorum kendime. Zaten ben söylenen şeylere hemen çatır çatır cevap verebilenlerden değilim akşam olup yatağa girdiğimde aklıma gelir şöyle deseydim böyle yapsaydım diye.
Ama bu olay tümüyle kötü olmadı çünkü ben küstümmü küserim bu da demek oluyor ki kendime yeni kumaşçı bulmalıydım zaten yıllardır Bedesten kumaşçılarını bilirdim ama şimdiye dek alışveriş için gitmemiştim. kendindik İrem‘in öncülüğünde hazırlanan bir Türkiye Kumaş Pazarları Haritası vardı belki bilirsiniz haritada işaretli kumaşçılarada bir göz atayım dedim benim bildiğim kumaşçılar dışında birde kilo ile parça kumaş satışı yapan bir yer vardı haritada. İkisinede gitmeye karar vedim bir birlerine yakınlarda zaten. İrem’ciğim harikasın fikrine emeğine sağlık.
Telefonumdan açtım Harita’yı açtım GPS’i adım adım gittim, bakın mavi nokta ben ve kırmızı kumaşçılar.
image

Kilo ile kumaş satan kumaşçı gittiğimde kapalıydı o yüzden ora hakkında bir yorum yapamayacağım. Kumaşçılar Sokağı ise haritada Türkocağı Sokak diye geçiyor. Nerede bu sokak derseniz Valiliğin hemen yanında Yeraltı Sarraflar Çarşısını bulun meydanda kocaman aşağıdaki fıskiyemsiyi göreceksiniz onun karşısındaki sokağa dalın sağlı sollu bir sürü kumaşçı orada sizin onları keşfetmenizi bekliyor.
image
Ben kumaşçıların büyük kısmına girdim üçünden alış veriş yaptım ve niye şimdiye kadar gelmedim ki dedim. Esnaf denir ya hani ben o tavrı gördüm girdiğim yerlerde indirim yapmayı kendileri teklif ettiler mesela bazıları, tavırları nazikti ve benim asıl aradığım nezaketti.
Kumaşçılarda çok çekim yapmadım ama içeriye girdiğinizde çoğunlukla karşılaştığınız manzara bu daha ziyade etek, pantolon gibi şeylerin dikiminde kullanabileceğiniz yünlü kumaşlar, viskonlar ve pamuklu satenler var ama görüntüye aldanmayın mağazaların alt katlarında da bir çok çeşit var.
image
image
Ve benim aldıklarıma gelirsek. Deri kumaş için gitmiştim ve tam istediğim gibi yumuşacık kaliteli bu iki güzel kumaşı seçtim bordolar griler daha bir sürü seçenek vardı.

wpid-20140206_140629.jpg

Sahil kenarı bir kasabada yaşayıpta marin temalı tek parça giysisi olmayan biri olarak pazen ararken bulduğum bu penye kumaştan ayrılamadım. Ve en başta bahsi geçen triko kumaşım.
wpid-20140206_140500.jpg

Durum Raporu X

Standard

Her gün sabah 10:30 ta fizik tedavi seansım var ve fizik tedavi ünitesi hastanenin bodrum katında olduğu için orada telefon çekmiyor bende önceden okumak istediğim blog yazılarını farklı sekmelerde telefonumdan açıyor ve bu sayede yüklenen yazıları tedavi esnasında okuyorum bazen de yanıma kitabımı alıyorum zira seans sırasında kabinde tek başıma makinelere bağlı yatarken yapılabilecek en güzel şey okumak.  Ama ayaktan tedavi gördüğüm için hastanede yatarken okurum diye yanıma aldığım dört kitabın sadece birincisinin yarısındayım.
Blog yazmanın en güzel yanı bir sürü güzel insanla tanışmak,  buluşup hasret giderdiğimiz blogger arkadaşlarım oldu her birinde tarifi mümkün olmayan güzel duygular yaşadım ama birde blog okuyucuları var yorumlar ile bana ses veren onların yaşattıklarıda tarifsiz. Rakamlar benim için çok anlamlı değildir sözcükler dokunur benim yüreğime belki bundandır blog yazışım. Site istatistikleri sayesinde kaç kişi bloga göz atmış,  hangi fotoğrafa tıklamış, hangi yazıyı okumuş bunları görüyorum ama rakam gördüğüm dediğim gibi kaç kişi. Kim değil.  Ama son dönem ben tedaviye başladığımdan beri blogun sessiz okuyucularıda ses gelmeye başladı geçmiş olsun dilekleri ile blogdan, instagramdan, facebooktan bir bir rakamlar kişiye bürünüyor ben mutlu oluyorum.  Ama bunun yanında bende sessiz bir blog okuyucusuyum itiraf ediyorum 🙂
Yolumuz bir şekilde kesişen vaktini bana ayırıp blogumda vakit geçiren herkese sevgiler.
Henüz geçmedi ama geçecek kararlıyım ne kadar sürerse sürsün, ne denli ağrılı olursa olsun bu iş hallolacak kararlıyım.
Bu haftadan bir fizik tedavi seansı görüntüsü ile herkesi selamlıyorum.

image

Haftanın Instagram Anları 9

Standard

Hep söylüyorum yolları çok seviyorum.
image

image

image

Ankara’da hastaneye yatma planlarının iptal olduğunu Konya’da ayaktan fizik tedavi almaya başladığımı söylemiştim bu da yeni arkadaşım,  merhaba deyin ona.
image

Son dönemlerde Efekan’ın en sevdiği kitap Kayıp Şey ve Shaun Tan.
image

Küçük geziler de yapıyoruz arada.
image

image

image

Küçük keyif anları.
image

Kapıları çok severim ben, arkalarında ne olduğunu bilmemenin gizemindendir belki de.
image

image

Ve yeni ganimetim Kaş’ a kömür ütüme arkadaşlık yapmaya gidecek benimle.
image

Durum Raporu IX

Standard

Bir şeyi öyle çok istersiniz ki duanız olur farketmeden sonrada duanız kabul olur. Ben bu güne kadar ne istediysem oldu hiç bir zaman zengin olmak istemedim mesela isteseydim gerçekten ve içimden gelerek kim bilir 😉 Kimilerine göre çok basit şeylerdi istediklerim ve hatta kimileri için dua hatlarını meşgul etme al şunu çekil aradan şeylerdi.
Bazı şeyleri istemek dilemek dua etmek ise ayıp geldi, şifa istedim mesela arada ama ağrılarım geçsini istemek hakkım değilmiş gibi ağrılar imtihanımmış gibi geldi. Kimilerine göre hastalıklı bir düşünce yapısı olabilir belki bu nihayetinde olumlamalara inanan yapıda bir insan için benim bu düşünce halim anlaşılmaz olabilir mevzu bahis bu değil zaten.
Ben bu kez Efekan’dan onbeş gün ayrı kalmak istemedim hemde nasıl istemedim bir yandan bir sürü hazırlık yaptım fizik tedavi için Ankara’da hastaneye yatacağım diye hem için için istemedim bu durumu ama hastaneye yatmamayı seçemezdimde peki ne oldu türlü türlü aksilikler falan derken benim yatacağım tarihte yatacağım odaya başkası yattı, daha doğrusu yatmış.  Beklenen yatış tarihi gelip çatınca ve hala ben hastaneden telefon almayınca kliniği aradığımda öğrendim ki benim Ağustos ayında yazıldığım yatış sırasına bir şekilde bir başkası alındı yatırıldı.  Önce kızdım ve öfkelendim itiraf ediyorum ama sonra akışına bırakmaya karar verdim duam kabul olmuştu aslında Efekan’la ayrılmıyorduk işte, yıllık izne ayrılıp Efekan ve Kocakişisiyle Konya’ya geldim. İlk plana göre ben Ankara’da olacaktım onlar Konya’da küçük bir sapma oldu olsun du. Sonra tedavi için diğer bir seçenek olan ayaktan tedaviyi araştıralım dedik ve anne ninja ve yavru ninja biraradayız ben bu gün gidip tedavinin ilk seansını alıp Kırpığımın yanına döndüm şimdi şifa istiyorum sizde benim için şifa istermisiniz?
image