Category Archives: GEZMECE

Belçika Günlükleri IV Brussels

Standard

Brussels’de güne Atomium da başlıyoruz.

1958 yılında Expo 58 fuarı için André Waterkeyn tarafından tasarlanmış 102-metre yüksekliğinde, dokuz çelik kürenin birleştirilmesi ile oluşan Atomium muhteşem bir anıt bina.

brussels2 brussels3

Tasarınında Demirin kristal kafes yapısının 165 milyar kez büyütülmesinden esinlenilmiş. Yapının 6 ay boyunca durması beklenirken günümüz modern Brüksel mimarisinin sembolü haline gelmiş.

Küreler 12 boru ile birbirine bağlanmış ve yürüyen merdivenlerle fuar hollerine geçiş yapılıyor. Her küre 18 m çapında. 2008 yılında 3 küre ziyarete kapatılmış olup diğerlerine yürüyen merdivenlerle ulaşılabilmekte. Dikey yönde hareket eden asansörler ise oldukça hızlı hareket etmekte. (5 metre/sn)

brussels1 brussels4 brussels5 brussels6 brussels7 brussels8 brussels9 brussels10 brussels11 brussels12 brussels14 brussels17

En üstteki küre panorama seyiri için kullanılıyor.

brussels13

Fuar alanlarından birinde yapılan ışık ve ses gösterisi ise hipnotize edici biçimde güzel.

Atomiumdan Grand Place geçiyoruz, ama ne geçme Nedim Abi Brüksel’e gittiği için Mevlüde’nin arabasını almıyoruz onunla gidiyoruz böylece Prenses Mevlüde ilk kez halka inmiş oluyor çünkü şehir içi ulaşımda metro, otobüs ve bilumum ulaşım aracını kullanacağız. İlk başta bizdeki gibi bilet satan gişeler olmadığı için ATM benzeri otomatlardan metro bileti alamama sorunu yaşıyoruz tam bileti aldık derken bileti okutup kapıdan geçememe, hadi geçtik kendimizi metroya attık bunun daha otobüs ayağı var ki otobüslerin birinden inip birine biniyoruz şehrin içinde iki adım gidip gidip yanlış yöne gittiğimizi anlayıp sürekli geri dönüşler yaşıyoruz ki bol sakarlık ve eğlence istiyorsanız bizimle gezmeli yok ben adım adım rotadan sapmadan her yeri göreyim diyorsanız bize yaklaşmamalısınız diyorum.

brussels18

Brükselde modern bir şehir havasını daha çok alıyorsunuz diğer Belçika şehirlerine nazaran ancak yinede harika sokaklar ve yapılar yok anlamına gelmiyor bu.

brussels19 brussels20 brussels15 brussels16 brussels26

Grand Place Brüksel’in en ünlü ve en hareketli meydanı.

brussels21 brussels22 brussels24 brussels25

Grand Place Meydanı’nda yer alan Hotel de Ville, 13. yüzyılda Gotik tarzda yapılan önemli bir yapı. Günümüzde komün meclisi olarak kullanılan yapının bazı kısımları kraliyet ailesinin düğün gibi özel günlerinde kullanıma açık.

brussels23

Yağmurdan kaçıp Galeries Royales de Saint-Hubert ‘e sıgınıyoruz , içerideki mağazalar oldukça renkli. Belçika’nın diğer yerlerinde olduğu gibi burada da bol bol çikolata var.

brussels27 brussels28 brussels29 brussels30 brussels31

 Cathedrale Saint – Michel et Gudule ise nefes kesici bir yapı, kraliyet ailesinin düğün ve cenaze merasimleri burada düzenleniyormuş.

brussels34 brussels32 brussels33

Adeta eser ile bütünleşerek betimlenen sahnenin hüznünü yaşayan Kocakişisi ve Efekan.

brussels35

Belçika gezimizin son yazısı ile şimdilik sizlere veda ediyorum ama bence bir de Mevlüde ve Gonca Kaş’ta yazısı gelmeli siz ne diyorsunuz?

Fotoğraflar Canon Eos 60d ve Samsung Note 2 cep telefonu ile çekilmiştir.

Reklamlar

Belçika Günlükleri III Tournai

Standard

Belçika gezimizin bir başka ayağı olan Tournai’den merhaba.

Tournai mimarisi ile ve gezilecek müzelerinin çokluğu ile güzel bir Belçika şehri ve üstelik biz bu şehri bir günde bitiremedik ikinci bir kez daha gittik, ha ikincide bitirebildik mi dersen, hayır.

Şehre girerken biraz dışında arabayı bırakıp yürüyerek içlere doğru yol aldık, çok sevdiğim tren yollarını görmek beni mutlu etti.

tournai1

Bir park içinde yer alan bu anıt oldukça güzeldi.

tournai2 tournai3

Her zamanki gibi güzel caddelerden geçtik.

tournai4

tournai10İş makinesi ile uyumlu çocuk.

tournai11

Yolumuz üzerinde bir iş yeri türlü türlü sürüngenle dolu, Mevlüde içeriye girmedi (Mevlüde sen bu fotoğrafa bakmaaaaa)

tournai5

Eglise Saint-Brice’de Mevlüde’ye ayak üstü bir günah çıkarıyorum.

tournai7

DCIM101MEDIA

tournai9

Bu heykelin onlarca fotoğrafını çektik, meleğin dedikodu yapar tarzda fısıldayışına bayıldım. Ki hatırladığım kadarıyla aslında erdemli olmak falan gibi bir şeyler anlatıyordu sanırım.

DCIM101MEDIA

Tournai çok güzel ve hareketli bir şehir meydanına sahip  şehrin sembollerinden Princesse Destinoy un heykeli var, eli baltalı, kılıçlı heybetli bir kadın pireMses değil yani, pirenses.

tournai18 tournai19 tournai20 tournai21

Grand Place çok güzel evet ama yanınızda Efekan gibi bir çocuk varsa yazın gidin siz oraya. Nedenine gelince meydanda yerden su fışkırtan fıskiyeler. Bir çocuğa göre süper eğlenceli şeyler olabilir bu fıskiyeler ama bir anneye göre soğuk hava ile bir araya gelince cıs. Efekan’ı su ile oynamamaya ikna edebilecek tek bir adam yok yeryüzünde tek yapılabilecek arada ciyaklama tonunda da olsa inatlaşmadan ayaklarını bari ıslatmamasını tembihlemek.

tournai22

Ama Mevlüde’yle birlikteyseniz bir bakmışsınız O’da suyla oynamaya başlayıvermiş, işin yoksa bir daha ciyakla Mevlüde ayaklarını ıslatmaaaaaa.

tournai23

The Belfry of Tournai Grand Place’da yer alan 72 metre yüksekliğinde 256 basamaktan oluşan Unesco Dünya Mirası Listesine alınmış bir çan kulesi, elbette kuleye tırmanmaktansa Mevlüde ile tam karşısındaki kafede birer kahve içmeyi tercih ettik biz, Koca kişisi ve Efekan ise tırmandılar.

DCIM101MEDIA

tournai12

DCIM101MEDIA

DCIM101MEDIA

Eglise Saint-Quentin hemen meydanda yer alan bir kilise.

tournai28

Notre Dame Cathedral çok görkemli bir Katedral, restorasyonu devam eden bina ziyarete açık ve ayrıca kendi içinde çok zengin bir müzeye sahip.

DCIM101MEDIA

tournai17

DCIM101MEDIA

tournai15

DCIM101MEDIA

Katedralden çıkıyoruz ve benim tüm üzerini ıslatma ciyaklamalarım sonucu Mevlüde Efekan’a bir kaç parça giysi almak için bir mağazada soluğu alıyor. Sürekli yağan yağmur ve yağmura aldırmadan oynayan bir çocuk söz konusu olunca gündüzleri geziyor akşamları önce Efekan’ın ıslattığı giysileri yıkıyor ardından kurutmaya atıyoruz. Ve benim dırdırıma artık Mevlüde de katlanamıyor.

Peki biz ne yapıyoruz gittiğimiz mağazada türk bisküvisi bulup onunla poz veriyoruz.

tournai27

Pont des Trous ünlü bir köprü artık tarihi olan bu köprünün altından daha büyük gemiler geçebilsin diye yıkılması gerekmiş ve bir referandum yapılarak halka sorulmuş, halk daha büyük gemilerdense köprülerini yeylemiş. Köprü şu an kullanılmıyor sadece sembol bir bina olarak duruyor Pont des Fer gibi başka köprüler nehrin üzerinden geçiş için kullanılıyor.

DCIM101MEDIA

tournai44

Şehrin her binası aşık olmalık ve ara ara yağmur yağsada bulutlar aniden dağılabiliyor.

tournai45

Musee du Folklore (Folklore Museum) ilk gün yetişemediğimiz ve çalışanlar tarafından giriş katını gezmemize izin verilen, ikinci gidişimizde ise kalan iki katını gezdiğimiz folklor müzesi. İçeride geçmişte kullanılmış çeşitli mobilya, alet edevat, kap kacak, araç hatta arabanın bile yer aldığı kocaman bir müze.

Ben ise direk dikiş malzemeleri ve o dönemin giysileri ile ilgili bölüme ışınlanıyorum.

tournai29 tournai30 tournai31 tournai32 tournai33 tournai34 tournai35 tournai36

Efekan kendine bir sınıf buluyor hemen.

DCIM101MEDIA

Ve bu giysiler önünde takılıp kalıyorum.

tournai37

Tournai’in en güzel yanı müzelerin bir kısmı bir birine çok yakın kompleks bir yapı içerisinde ve bu yapılardan biri de nikah salonu.

tournai39

Musée d’Histoire naturelle & Vivarium çok görülmesi gereken bir müze değil bence. Doldurulmuş hayvanlardan oluşan geniş bir koleksiyonları var ki bu bizim için üzücü bir durum.  Hele bir Ornitorenk’i böyle görmek.

tournai42

Ardından müzenin bir kısmında sürüngenler ve balıkların yer aldığı bir bölüm ve ayrıca yine minerallerle ilgili bir koleksiyon yer alıyor.

tournai40 tournai41

Ziyaret etmek istediğimiz yerlerden biri de Musée de la  tapisserie idi, Musee du Folklore’de yaptığımız geziyi sırf orayı da görebilmek adına hızlı bir biçimde bitirip bazı kısımlarını göremeden koşar adım müzeden çıktık ve Tapisserie’ye kadar tam anlamıyla koştuk ancak Dünya Kupasının azizliğine uğradık. Müze önündeki alana kurulan dev ekranlardan Belçika maçı veriliyordu ve tüm Tournai halkı orada idi hal böyle olunca o güne özel müze kapatılmıştı.

Bizde koşar adım Museum of Fine Arts (Musee des Beaux-Arts) a gittik.

Girişte bizim yaramazlar kendilerine eğlenecek bir şey bulmuştu bile.

DCIM101MEDIA

Ne yazık ki üst katlar ziyarete kapalı idi giriş katta bulunan salonlarda nefes kesici tabloları görme şansına eriştik. Dünya gözü ile Monet, Van Gogh görme şansım oldu ve daha bir sürü değerli ressam ve sanatçı ama anladığım kadarıyla üst katta başka Van Gogh tabloları da varmış.

DCIM101MEDIA

DCIM101MEDIA

DCIM101MEDIA

Tournai gezisinden bu kadar en kısa zamanda Bürüksel’de buluşmak üzere.

Fotoğraflar Samsung Note 2 cep telefonu ve Xiaomi aksiyon kamera ile çekilmiştir.

Belçika Günlükleri II Bruges

Standard

Çikolatanın, dantelin ve kanalların rüya şehri.

 

bruges2

 

Şehre Kruispoort isimli şehir kapısından yürüyerek şehre girdik.

 bruges5

Kapıdan geçince kanal boyu cennet parçası bu yeşil alanda biraz oynaşıp ördekleri besledik aslında sadece burada oturarak koca bir gün bile geçirilebilir ancak görmek istediğimiz çok yer var bu rüya şehirde ve tüm gün boyunca ara ara yağan bizi yoldan alıkoyan yağmur.

bruges6 bruges7 bruges8 bruges9 bruges10 bruges11 bruges12 bruges13 bruges14

 

bruges15Mimari aşık olabileceğiniz cinsten.

bruges1 bruges3 bruges4

bruges34bruges29bruges47 bruges43 bruges46Hediyelik eşya dükkanları oldukça renkli ve güzel. Rahibe işi de denilen danteller ve çikolata satılanlar çoğunlukta.

bruges23 bruges24 bruges26 bruges27 bruges32

bruges33Kanal turları ile şehri kanaldan dolaşmak mümkün ancak yağan yağmur bizi bundan alıkoydu.

bruges28

DCIM101MEDIA

DCIM101MEDIA

Şehirde bol miktarda özel müze var; bira, dantel, çikolata, işkence ve hatta patates kızartması için bile müze var. Ben açıkçası bu tarz müzelerin vitrin mankenli düzenlemelerinden çok hoşlanmıyorum daha ziyade sanat tarihi ya da etnografya tarzı müzeler daha bana göre.

bruges35 bruges36

Basilica of the Holy Blood ziyarete açık en güzel mekanlardan biri denilebilir.

bruges37 bruges38 bruges42 bruges41

Bizim ziyaretimiz esnasında bir ayin devam etmekte idi.

 bruges40

Şehir meydanı çok güzel.

 bruges16 bruges17 bruges19 bruges20 bruges21

Mevlüde bu kadına bayıldı, onun için bir fotoğrafını çekmek için koştum peşinden ama ancak uzaktan bir fotoğraf alabildim. Yaşlı kadınla tarzlarımız farklı olsa da gelecekte Mevlüde’de bende bu şekilde yaşlanırız sanırım :)))

 bruges18

Meydanda çok sayıda gezilebilecek mekan var, Müzeler, kiliseler.

 

Brügge çan kulesi.

 

bruges

Gotik mimarisi ile Provinciaal Hof.

bruges22

Faytonlarla şehir turu yapabiliyorsunuz ama biz hayvanların bu şekilde kullanılmasına karşı olduğumuz için bunu yapmıyoruz.

 bruges25

Ayaküstü kahve molası.

bruges31

Yine gezdiğimiz yerlerden biri Sint Salvators Kathedraal

bruges44 bruges45

Şehri dolaştıktan sonra yine Şehir kapısından çıkıyoruz.

bruges48 bruges49 bruges50Kapının üzerinde yer alan bu bronz kafatası dikkatimi çekti. Araştırdığımda zamanında şehir kapısını gizlice düşman askerlerine açan ve şehrin büyük kayıplar vermesine neden olan bir kişinin kafatasının bu noktaya asıldığını, ardından bir süre sonra bronz kopyası ile değiştirildiğini öğrendim.

 

Belçika Günlükleri I; Ath ve Lessines

Standard

Mevlüde ile bir kez kısacık buluşmuştuk da yetmemişti bana.

Sonra kendi kendimi davet ettirdim gel zaman git zaman.

Ardından da Kocakişisini davete icabet konusunda ikna ettim.

İnce ince çalıştım yani 🙂

Sonra birden bire oldu her şey, cidden, hani ben gitmek istiyordum gerçekten ve Mevlüde gel diyordu ama çok ihtimal vermiyordum yani. Bir Cuma günü hafta sonu için uçuş bileti buldum dedi Alper, o gün izin ayarlandı, o gün valiz hazırlandı o gün ertesi sabah uçmak üzere Antalya’ya geçildi.

Mevlüde ile havaalanında bir buluşamayışımız var ki; evlere şenlik, kabus, akılsız başın cezasını, artık sen ne dersen.

Prag’a giderken yurt dışı konuşma paketi satın almıştık abonesi olduğumuz GSM firmasından, ancak sadece bir kereliğine mahsus o da bir dakikayı bulmayan bir süre kullanınca bu kez yurt dışı kullanıma açtırmak daha mantıklı geldi bize ve yola çıkmadan bir kaç saat önce GSM firmasına kısa mesaj atarak yurt dışı dolaşıma açtırdık telefonları (ya da biz öyle sandık, ha neden kapalıydı dolaşım derseniz zaman zaman yedi kilometre ötemizdeki Meis Adası nedeniyle Yunan Şebekesine geçen telefonlarımız yüzünden derim).

Hattın dolaşıma açıldığına dair onay mesajı da geldi telefonlarımıza ancak Brüksel Havaalanında telefonu açıp kullanmaya kalktığımda Fransızca konuşan kadının ne dediğini anlayamamış ama hatla ilgili bir aksilik olduğunu anlamıştım. Velhasıl kelam biraz olaylı oldu buluşmamız.

Bizi Brüksel’den alan Mevlüde arabasına attığı gibi Ath’a şatosuna götürdü.

 

Kocaman güzel bir çiftlikte yaşıyor Mevlüde’ler ve bahçeleri Nedim abinin klasik otoları ile dolu.

ath14 ath13 ath24

Çevresi tamamen açık yemyeşil bir yer, yakınlarındaki evler genelde çiftlik evi tarzı, şehre yaklaştıkça sevimli çatıları ile genelde bir katlı bakımlı bahçeleri olan evler görüyoruz.

ath17

 Güneşin 22:30 gibi batmaya başladığı bu topraklarda gün saat 04:00 gibi ağarıyor yani günün uzun bölümünde gün ışığı var ama güneş kendini çok az göstertiyor yine günün büyük bir kısmında yağmur var. Yağmur genel olarak yavaş yavaş yağıyor da Allah’tan gezmeye çok engel olmuyor, sağanağa dönüştüğü vakit de bir saçak altı arıyor insan 🙂

Ath ciddi anlamda yaşamayı düşünebileceğiniz bir yer, ya da benim düşünebileceğim.

Ucu bucağı görünmeyen tarlalar var mesela inekler sonra, gözünüzün alabileceği her yer yeşil ve mimari çevreye saygılı. Ben daha başka sadece güneş isterim sanrım yaşayacağım yerde o da orada yok ama kadı kızında da o kadar kusur olur.

Yürüyerek geziyoruz ilk önce yakın çevreyi.

ath1 ath15 ath18

Bu çiftliğin yetiştirdiği hayvanlar çok ilginç mesela.

ath2

ath3 ath6 ath5 ath7 ath10 ath8

Çantamda kalan Ankara Simidi ile tanıştırdık lamaları ve çok sevdiler.

 ath4 ath9

 Patates tarlaları,

ath16

Buğday tarlaları,

 ath11 ath12

Tanrım yeşil çok güzel, teşekkürler.

ath29ath28

Ath ve Lessines bir birine çokyakın iki şehir ve aslında Mevlüdelerin evi bu iki şehrin arasındaki bir bölgede o yüzden bu yazıda her iki yerleşim alanında da fotoğraflar kullanacağım.

Şehir merkezleri bile inanılmaz yeşil, düzenli, sakin.

ath21 ath26 ath27

Bu  heykellere ise Efekan’la birlikte bayıldık.

ath19 ath20

Burbant Kulesi, Saint-Julien Kilisesi çan kulesi, kale kalıntılarının da içinde yer aldığı bu kompleks yapı belediyeye ait ve hemen solunda bir binada belediyeye ait bir dikim evi var, bu dikim evi belli günler açılıyor ve siz dikmek istediğiniz şeyi götürüp oradaki dikiş makinelerinden ücretsiz yararlanıyorsunuz. Tam bir terzi rüyası yani.

ath22

Gezerken benim kadın çılgınlaştırıcı olarak nitelendirdiğim bir mağazayada götürdü Mevlüde bizi. Oradaki onlarca, yüzlerce, binlerce güzel objeyi bırakıp bir kaç baskı kalıbı ile çıkmayı başardım ki bence eve geri el bagajı ile dönme inadımı size söylememişim gibi davranıp beni kutlamalısınız.ath30 ath31 ath32

Çok sayıda mağaza dolaştık elbette ancak içlerinden bir de pazar fotoğrafı paylaşmak istiyorum zira bu çiçekçiyi sevdim.

ath33

Marketlerin girişinde kocaman duyuru panoları var ve orada kiralık evden, satılık eşyaya, ev arkadaşı arayanlardan, bakıcılık ilanlarına çeşit çeşit ilan vardı ancak bu seyyar terzi ilanı benim gönlümü çaldı.

ath23

En  kısa zamanda Mevlüde ile Belçika fatihleri yazı dizisinin başka bir yazısında görüşmek üzere, sağlıcakla.

Tınaztepe Mağarası

Standard

Türkiye’nin birinci, Dünyanın üçüncü büyük mağarası, Seydişehir İlçesi, Gidengelmez dağlarının eteğinde yer alan 230 milyon yıllık bir süreçte oluştuğu tahmin edilen mağara 22 km uzunluğunda olup 1580 metrelik bölümü ziyaretçilerin gezebilmesi için düzenlenmiş. Mağaraya giriş ücretli kişi başı 7,5 lira.

tınaztepe1 tınaztepe2Mağaranın tavan ve yanlarındaki çatlaklardan sızan kar ve yağmur sularının oluşturduğu travertenler, sarkıt-dikitler ve suların zeminde oluşturduğu gölcüklerle ışıklandırma ile tam bir görsel şölene dönüştürülmüş.

tınaztepe3 tınaztepe4 tınaztepe5 tınaztepe6 tınaztepe7 tınaztepe8 tınaztepe9 tınaztepe10 tınaztepe11 tınaztepe12 tınaztepe13

Tahta köprüler ile gezilebilen bölümün sonunda 35 metre derinliğinde olduğu söylenen bir gölet bulunmakta.

tınaztepe14 tınaztepe15 tınaztepe16 tınaztepe17 tınaztepe18 tınaztepe19

Her şey çok güzel değil elbette, insan oğlunun ardında bir iz bırakma çabasını anlamak mümkün değil hele bu iz böylesine çirkinse.

tınaztepe20

Konya Gezisi; Kelebekler Vadisi

Standard

Konya’da çocuklarınızı hem eğlenmeleri hem de bir şeyler öğrenmeleri için rahatlıkla götürebileceğiniz mekanlardan birinden bahsetmek istiyorum sizlere.

Kelebekler Vadisi;

Pazartesi günleri hariç her gün 10:00-18:00 saatleri hariç hizmet veren sergi alanının giriş ücreti yetişkin 7,5 öğrenci 5 tl olarak belirlenmiş.

3500 m2’lik gezi alanı içinde 1.600 m2’lik bir alanda kelebeklerin uçtuğu 15 tür kelebeğe doğal yaşam alanı sunan bahçede 98 türe ait 20.000 adet bitki bulunmakta. Kelebekler kendi nektar bitkileri etrafında uçarken gözlenebilmekte ve ayrıca böcek müzesi gezilebilmekte ve mini sinema salonunda böcekler ve kelebeklerle ilgili animasyonlar izlenebilmekte.

Malezya’dan pupa olarak gelen Kelebeklerin Konya’da yaşayabilmeleri için sıcaklığın yaz kış 26 (±1) derece ve nem oranının ise yüzde 80 (±5) olması gerekiyor sıcaklık ve nem oldukça yüksek, özellikle soğuk havalarda gidecekseniz içeride rahat dolaşabilmek için içinize ince bir şeyler giymelisiniz.

Gezi boyunca size eşlik eden rehberler var ve size kelebekler, yaşam döngüleri ve diğer konular hakkında bilgi verirken çeşitli çiçekler yapay şelaleler ve havuzların içinde nilüferlerin yer aldığı mekanda ağları ile yakaladıkları kelebekleri ara ara bulunduğunuz alana getirip salıvererek tam bir görsel şölen yaşatıyorlar.

Bahçe Mavi Morpho Kelebeği, Cam Kanatlı Kelebek ve Dantel Kanat gibi türler dışında hangi türlere ev sahipliği yaptığını merak ediyorsanız buradan bakabilirsiniz.

Ve giderken fotoğraf makinenizi yanınıza almayı sakın unutmayın.

Daha önceden randevu alırsanız çocuğunuz için Doğa Eğitim Programlarından birini de ayarlamanız mümkün.

Böcek Müzesi,

kelebeklervadisi4 kelebeklervadisi1 kelebeklervadisi3 kelebeklervadisi2 kelebeklervadisi5

Kelebeklerin pupadan çıkışını gözlemleyebileceğiniz kafesler,

kelebeklervadisi11

Etrafınızda uçuşan parmaklarınıza konan kelebekler,

kelebeklervadisi6 kelebeklervadisi12 kelebeklervadisi7 kelebeklervadisi13 kelebeklervadisi9 kelebeklervadisi16 kelebeklervadisi8 kelebeklervadisi14 kelebeklervadisi15 kelebeklervadisi10 kelebeklervadisi17 kelebeklervadisi18 kelebeklervadisi19

Ve papağanlar

 kelebeklervadisi20

Prag III ve Son

Standard

Son gün Sabah 6:00 Koca kişisi ile yataktan fırlayarak çıkıyoruz Efekan’ı arkadaşlarımızla birlikte evde uyur vaziyette bırakıp gezemediğimiz yerleri gezmek amaç.

prag57

İlk Durak Stare Mesto’nun en önemli parçalarından ve şehrin önemli süslerinden birisi Karluv Most (Charles Köprüsü) ve kulesi. 14.YY’da IV.Charles tarafından yaptırılan köprüye ilk heykel de 1683 yılında dikilmiş. St. John heykelinin ardından zamanla 21 heykel daha köprüdeki yerlerini almış.

prag58

????

????

 

 

prag62

????

prag64Köprünün diğer ucunda ise daha ufak iki kuleden oluşan yeni bir kapı köprüyü karşı yakaya bağlıyor. Köprüde güneşi doğuruyor serin ama güzel bir sabahı karşılıyoruz. Prag’da geçirdiğimiz 4 günün en güneşli günü son günümüz oluyor zaman zaman yağışla bizi ağırlayan Prag güneşle uğurluyor.

prag61 prag65 prag66

Ardından ver elini Stare Mesto Meydanı.

prag67

????

prag69 prag70

Meydanda kendimize kahvaltı yapacak bir yer arıyoruz çok bilindik bir kahveci dışında saat 10:00 dan önce açan bir kafe bulamıyoruz. Halbuki bu Çekler saat sabahın 6:00 sı gibi acele acele bir yerlere yetişmeye çalışırken çok aceleleri olduğunu ve cevap veremeyeceklerini dillerinden olmasa da el kol hareketlerinden anlıyorsunuz da bütün her yer 10:00 da açılırken peki bu insanlar nereye yetişiyor anlamakta zorluk çekiyorum.

Aziz Niklaus Kilisesi Prag’da yer alan küçük ama önemli bir kilise. Barok süslemeleri ile dikkat çeken bu kilise, Mala Strana’ya hakim bir konumda ve yeşil kubbesi ile nefis bir yapı, gerçi burada bütün yapılar nefis o ayrı. 18. yüzyılda Cizvitlerin yaptığı bu yapıda Aziz Nicholas’ın tasvir edildiği fresk, 18. yüzyıldan kalma vaiz kürsüsü, yan şapellerde yer alan altar panoları, Franz Palko’nun kubbe freski, Ignaz Platzer’in “Kilise Babalarının Heykelleri”, John Frederick Kohl’un yaptığı ön cephesi görülmeye değerdir. Aziz Niklaus Kilisesi, bir dönem Mozart’ın org çaldığı yer olarak da bilinir.

prag71 prag72 prag73

????

????

Meydanda yer alan 14.YY’da inşa edilen Tyn Kilisesi eşsiz güzellikteki iki kulesi ile meydanın manzarasının önemli bir kısmını oluşturuyor. Tyn Kilisesi Protestan Kilise imiş ve şehre gelen yabancılar için inşa edilmiş. Çek Cumhuriyetinin %60 ı nın Ateist olduğu söyleniyor ve ibadethaneler turistik de olsa çok iyi korunmuş vaziyette. Tyn Kilisesi‘nin kuleleri 80 metre uzunluğundaymış ve gerçekten çok ihtişamlılar. Meşhur Disney şatosunun Tyn Kilisesinden ilham alınarak çizildiği söyleniyor, kilisenin akşam ışıklandırılması da çok güzel. Tyn Kilisesi her gün 10:00-13:00 ve 15:00-17:00 saatleri arasında açık. Ve gezmenizi özellikle öneririm biz sabah saat 8:00 gibi kapısına dayanıyoruz ve içeriye giremeyince açılış saatine kadar başka yerleri gezmek için oradan ayrılıyoruz. Tyn’in içinden görüntüler yok çünkü fotoğraf çekmek yasak.

????

Kilisenin hemen yanında bulunan galerinin kapısına dayanıyoruz bekçi galerinin saat 9:00 da açılacağını söylüyor ve 9:00 da gittiğimizde ise saat 10:00 deniliyor kapıdaki minicik açılış kapanış saatleri tabelasını ise sonra görüyoruz. Tyn ise kesinlikle beklemeye ve gezmeye değer. Ancak Dali ve Andy Warhol eserlerinin yer aldığı galeriyi uçuş saatimiz yaklaştığı için gezemiyoruz. Girişte bizi karşılayan güzel resimlerden birini paylaşabiliyorum sizinle ancak.

????

Son gün panikle almamız gereken hediyelikler ve kendimiz için düşündüğümüz emayeler için bir o sokağa bir bu sokağa koşuyoruz ve evet tüm hediyelik eşya dükkanları 10:00 da açılıyor.

Eski şehir meydanı çevresinde her yer hediyelik eşya dükkanı, eşe dosta nereden hediye alacağım gibi bir sıkıntıya düşmenize gerek yok yani. Hediyelikler genel olarak neredeyse her yerde aynı para mesela magnetler ortalama 100 kron, kupalar 200 – 250 kron, anahtarlıklar da yine 100-200 kron arası değişiyor.Emaye hediyelik eşyalar çok daha yüksek fiyatlara sahip ama oldukça güzeller mesela küçük bir emaye tencere 600 kron gibi. Yine şehir meydanına çok yakın bir noktada yan yana küçük ahşap büfelerden oluşan hediyelik eşyacılarda çok güzel emaye takılar varken onu mu alsam bunu mu? diye karar veremeyip son günde biz oradan ayrılırken henüz o dükkanlar açılmadığı için alamadığım kedili küpelerde bir sonraki geziye kalsın artık Kutna Hora gibi. Çek para birimi Koruna’ya gelince, 1 TL 10 Koruna (CZK) ediyor, hesaplaması kolay.

Yalnız Tyn kilisesine en yakın noktada Galerinin hemen sağ tarafında bulunan hediyelik eşyacıdan alışveriş yapmanızı hiç mi hiç tavsiye etmiyorum zira tam bir Türk düşmanı olduğunu bize açık bir şekilde belli etti.

Ve Meydanda bizi her zaman karşılayan Astronomik saati bir de güneşli havada görmek çok güzel.

prag78 prag79

Saatin hemen yanındaki binanın girişinin tavan süslemeleri.

????

Koşarak eve gidiyoruz valizlerimizi alıp bir an önce Havaalanına geçebilmek için.

prag80 prag81

Havaalanına ulaşım için bu kez önce metro ardından otobüsü kullanıyoruz.

????

prag83

Havaalanına ulaşıp check inlerimizi yapıp Efekan’la Çekce bir çocuk dergisi alıp içinden çıkanlarla eğleniyor, şımarıyor uçuş saatimizi bekliyoruz.

prag84 prag85 prag86

?????????????

Uçağa geçtikten sonra bir türlü kalkamıyor ve en sonunda Pilotun anonsu ile İstanbul’un yağmur kıyamet olduğunu o yüzden bir süre daha kalkamayacağımızı öğreniyoruz, uçak içinde bir saati aşkın bekledikten sonra da İstanbul Tekirdağ arası 2 saatten fazla gidip geliyor daireler çiziyoruz kule bize iniş izni versin diye sonuç aslında ucu ucuna yetişebileceğimiz Antalya aktarmamız bir sonraki uçuş olan sabahın 3 üne aktarılmış ve bize inişte hiç bir bilgi verilmediği için dış hatlardan iç hatlara uzanan o saçma koridorlarda düşe kalka koşmalarımızın hepsi boşuna oluyor. 1 saat Prag Havaalanında fazladan 2 saat havada ve en son 4 saat İstanbul Atatürk Havaalanında mahsur kalıp Antalya’ya indiğimizde ise yağmurdan ıslanmış ve çekçeği kırılmış valizimiz yolculuğun bonusu oluyor.

prag88

 

Bir sonraki gezi yazısında buluşmak üzere baş baş.

Karlovy Vary

Standard

Prag’a yaklaşık 2 saat mesafede olan Karlovy Vary bir kaplıca şehri şehre turlar düzenleniyor ancak biz otobüs bileti alarak kendimiz gittik peki çok gerekli mi Karlovy Vary’ye gitmek eğer kaplıcaya girme düşünceniz yoksa hayır. 

KarlovyVary1

Çok güzel binaların olduğu bir kaplıca şehri sizi karşılıyor ancak Prag’da çok güzel binaların olduğu bir şehir. Zaten öyle büyülü bir hava var ki caddelerde dolaşırken bütün binalar güzel ve siz hangisini fotoğraflayacağınızı şaşırıyorsunuz binanın ihtişamından orayı özel bir yapı sanıyorsunuz kapısına vardığınızda ofislerin olduğu bir bina çıkabiliyor o görkemli yapı.

KarlovyVary10

 Karlovy Vary özellikle porselen ve cam zanaatının gelişmiş olduğu bir şehir sokaklarda kaplıca sularının aktığı küçük çeşmeler yapmışlar ve bu çeşmelerden sürekli ortalama 60ºC sular akıyor. Sular çok sıcak olduğu için elle dokunmak biraz zor oluyor, bu yüzden turistik pipetli porselen bardaklar yapmışlar hediye almak için bu bardaklar güzel birer seçenek.

 KarlovyVary2 karlovyvaryporcelain

Atlı faytonlarla turlar düzenleniyor ama siz binmeyin!

KarlovyVary3

Şehrin ortasından geçen ve “sıcak” anlamına gelen Tepla Nehri’nin iki kenarındaki Art Nouveau tarzı güzel binalar bulunuyor.

 

KarlovyVary4

????

????

????

????

????

KarlovyVary11

Vinçle uyumlu çocuk yaptım adlı çalışmam.

KarlovyVary12

Zaman.

KarlovyVary13

He gülüm he guzum sizin de olaydı toki gibi bi kurumunuz görürdüm ben sizi.

KarlovyVary14

????

Sarı sana çok yakışmış, ben de çok severim zaten biliyor musun?

KarlovyVary17

Yolda bir minik Efekan.

????

Köhne ihtişam.

KarlovyVary18

Bir bulaşsam kendimi alamazdım, biliyorum.

KarlovyVary19

Atatürk sıcak su kaynakları olduğu için bu şehirde 3 ay kadar kalmış ve sonrasında Yalova’da ki şifalı suların kaplıca haline getirilmesini de burada geçirdiği zamanlardan dolayı istemiş deniliyor.

KarlovyVary20
KarlovyVary21

Aynı otelde başka ünlülerde kalmış.

KarlovyVary22

2006 yılında Casino Royal filminin çekildiği  Grandhotel Pupp’ı  görmek mümkün, açıkcası benim çok ilgimi çekmedi.

KarlovyVary23

Karlovy Vary, Kral 4. Karl tarafından avlanırken keşfedilmiş. Kralın avladığı bir geyiği getirmek için koşan köpeğin düştüğü suda çığlık atmasından şüphelenen kral, elindeki borazanla yaverlerini çağırmış ve köpeği yüksek derecedeki sıcaklıktaki kaynar sudan çıkarttırmış. Böylece 1370 yılında kral tarafından keşfedilmiş hal böyle olunca buraya gelmişken şu geyik eti neye benzer bakmak gerek diye düşünüp gulaş yedim ben, gayet iyiydi tavsiye edebilirim.

Ayrıca Becherovka adındaki Karlovy Vary kökenli “milli içkileri” bitkisel aromalı bir likör. Her yerde kolayca bulabilirsiniz. Bana sorarsanız lezzetsiz, ama denemeye değer.

Ben yeme içme resmi yerine güzel bir parkın resmini paylaşayım daha iyi.

????

St. Peter ve Paul Orthodox Kilisesi yolunda giderken bir balmumu müzesi daha bulduk, ama şöyle bir içeriye göz gezdirdik içeriye girmeye değmez bence.

????

????

St. Peter ve Paul Orthodox Kilisesi şehrin görülebilecek güzel yapılarından olsa da biz gittiğimizde bakımdaydı.

 KarlovyVary28KarlovyVary27 KarlovyVary29 KarlovyVary30

Hristiyanlık, Musevilik ve Müslümanlığı barış içinde gösteren bir anıtmış bu, evler desen şahane. tamam o halde dün bize gülümseyen kadın, bu gün yol tarif etmek için yoldan dönen kadın ve restorantda zevkle servis yapan o tatlı kadın hatrına Çeklerin tüm soğuk tavırlarını görmezden gelebilirim bu seferlik.

????

Sokak sanatı burada da çok yaygın.

KarlovyVary31 KarlovyVary33 KarlovyVary32 KarlovyVary34

Karlovy Vary bizi yağmurla karşıladı karla uğurladı.

Kar mı yağıyor? Ee ne duruyorsun ağzını kocaman aç ve başını göğe doğru kaldır, karın tadını çıkarmak diyorlar ya hani asıl böyle oluyor o.

KarlovyVary36

Kar yağdı, ıslandık, Efekan suya mı basmış ne? ayakları ıslanmış, çoraplarımı çıkarıp ona giydirdim sonra da ayağına poşet geçirip botlarını giydirdim. eve gelinceye kadar sordu ayağın üşüyor mu? diye. Üşümedi. Sonra uyumak istemiş benimle, üşümüş, hem gezmek için geri dışarıya çıkmayalım mış. Son gecemiz dedim. Hani benim için her şeyi yapardın dedi, yaptım. Uyuyor şimdi, sırt sırta verdik. Diline kar konarken eğlenmiş ama.

KarlovyVary35

Prag II

Standard

2. Gün yatakta bir minik yorgun.

prag57

Kaleye ve dolayısıyla Kafka’nın evine gitmek için yola çıkıyoruz.

prag58

????

Sokaklar sanat dolu, bu mozaik objeler bir açık hava sergi.

prag62 prag63

Aynı zamanda şemsiyeleri ile tepemizde sallanan bu insanlarda, burada sokaklar büyülü ve büyüleyici.

????

????

Bazen yorulduğumuz oluyor tabi.

prag64 prag65

Bir sinagogun önünden geçiyoruz. Daha sonra dönüşte bakacağımızı düşünüyoruz, acelemiz var ama bir daha burayı gezmek için dönemiyoruz.

prag66

Adını bilmediğim bu kiliseyi gezmek isterken önce grup ve rehber olmadan gezemeyeceğimiz cevabını alıyoruz ardından anı hediyeliklerinden alınca izni koparıp içeriye dalıyoruz.

prag67 prag68

Kimin heykeli aklımda kalmasa da bizi etkileyen kısım Darth Wader’a benzemesiydi zaten 🙂

????

Bu şehirde her bina istisnasız güzel.

????

Tiyatro binası ve görkemli çatısı.

prag71

Ve güzel sokak resimleri.

prag72 prag73

Tramvayla gideceğiz

prag74Prag Kalenin yapılışı 900’lü yıllarda başlasa da sürekli gelişmiş ve her dönem yeni yapılarla dinamik bir biçimde büyümüş. Kale aynı zamanda Devlet Başkanının makamı, biz kalenin içinde elimizi kolumuzu sallayarak Devlet Başkanının Konutunun kapısında pozlar vererek dolaşırken bir yerlerde de devlet başkanı devlet işlerini yönetiyor ve bize kimse dokunmuyor, çok ilginç değil mi?

prag75

Gidilen yer Golden Lane, aslında burada Kafka’nın kızkardeşinin evi var ve Kafka bir süre bu evde yaşamış.Taşrada Bir Köy Hekimi bu evde yazılmış. Golden Lane Prag Kalesi içindeki yapılardan biri Kale Vltava Nehrinin batı kıyısında ve aslında kompleks bir yapı ve içeriye girdiğimizde bizi ilk karşılayan St.Vitus Katedrali. Eskiden kralların taç giydiği bu katedral inanılmaz görkemli bir yapı.

prag76 prag77 prag78 prag79 prag80

Kalenin çevresinde ufak kafeler var, bazı kısımlara giriş ücretli ve kalenin içinde tıpkı Şato Romanındaki gibi kaybolabiliyor bir türlü gitmek istediğiniz yere ulaşamayabiliyorsunuz, aslında daha ana meydandan çıkar çıkmaz giriş bileti alıp istediğiniz mekanları ziyaret edebilecekken kale içindeki bizzat Kafe esnafı tarafından bir o tarafa bir bu tarafa gönderilirken “biz sürekli daireler çiziyoruz farkında mısınız?” bile diyemiyorsunuz çünkü tıpkı bir Kafka romanında size verilebilecek bir adres kadar karmaşık ama aslında inanılmaz derecede kolay.

prag81 prag82Bu avlu ve heykel Efekan’ı çok eğlendiriyor.

prag83

Kale içinde yolunuzu bulabilmek için sürekli dolaşıyoruz yolumuz bazen sokak sanatçıları ile kesişiyor.

prag84

Bazen de Prag I yazımda bahsettiğim dilencilerle.

prag87

Ancak bir türlü Kafkanın evinin bulunduğu Altın Yolun yolunu bulamıyoruz. Kale içinde çeşitli turlar var her tur farklı mekanları görmenizi sağlıyor her birinin giriş ücreti farklı.

Biz kah Kalenin seyir tepesinde kah üzüm bağlarında kah kafelerinde dolaşırken bu turlar için giriş saatini kaçırıyoruz.

prag85 prag86 prag88

Kapanıştan yarım saat önce bilet satışı duruyor. Çekler çok dakik insanlar, yalvarmak işe yaramıyor parası neyse vereyim bir girip çıkacağım diye bir şey yok, gerçi o bizim müzelerde de yok misal Hatay’da girememiştik kapanışa yarım saat var diye müzeye ki biz dakik insanlarda değilizdir.

Prag’da bu tarz yerlerin kapanış saatleri çok erken 16:00 – 16:30 gibi özel değilse açık ziyaret alanı bulamıyorsunuz. Kiliseler de bile görebiliyorsunuz bu durumu bizim ziyaret etmeye kalkıştıklarımız içinde günde iki kez 10:00-12:00 ve 14:00- 16:00 arası açık olanlar çoğunlukta.

Ama biz Golden Lane’ e giremedik diye hayıflanırken gişedeki kız 16:30 u beklersek Golden Lane in ücretsiz olarak açıldığını diğer alanları gezemesek de orayı görebileceğimizi söylüyor. Alıyor beni bir mutluluk.

Kahvemizi bu güzel avluya bakan kafede içip yolun açılmasını bekliyoruz.

prag89

Golden Lane (Zlata Ulicka) dar sokaklı ufak evlerden oluşan bir cadde. Kale muhafızları, zanaatkarlara ve sanatçılara ev sahipliği yapmış. Sokakta yer alan 22 numaralı evde ise 1916 yılı kışında Franz Kafka kalmış.

prag94 prag91 prag90 prag93 prag95

Bir oda ve bitişiğinde banyo gibi bir şey olabileceğinden şüphelendiğimiz topu topu ayakta 10 kişinin ancak durabildiği bir kitapcı dükkanı artık ev.

Oradan Kafka’nın çizimlerini yaptığı bir kitap alıyorum kitap 10 euro ve 2 kalem, kalemlerin fiyatını ise unuttum.

prag92

Aynı zamanda sokağa girince sokağın solundaki girişinde sizi bir şövalye zırhının karşıladığı evden girerek merdivenle yukarı çıkın, giriş ücretsiz.

prag96

Bütün evlerin üst katları birleştirilerek upuzun bir galeriye çevrilmiş. Yol boyunca çevrenizde zırhlar, kalkanlar, flama ve silahlar size eşlik ediyor.

prag99 prag97

Taçlara dikkat.

prag98

En sonunda işkence aletleri ile döşenmiş bir odaya ulaşıyor ve insan oğlunun ne denli vahşi ve barbar olabildiğini görüyorsunuz.

????

prag100

Kaleden ayrılmadan askerlerin yerine bir nöbet de biz tutuveriyoruz.

prag102

Akşam oluyor ve Efekan bir gün önce Bosna Hersekli bir soydaşımızdan aldığı oyuncağı elinden bırakmıyor, sürekli her fotoğrafta o obje olsun istiyor.

prag103prag104

 

 

Prag’da akşam yapılabilecek en güzel şeylerden biri Black Light Theatre’a gitmek. Bu tiyatrolarda gölge tiyatroları sergileniyor yani konuşma yok dil bilmeye gerek yok, akşam 20:00 20:30 gibi başlıyorlar genelde vaktiniz varsa gidin biz çok zevk aldık. Sessiz karanlıkta ışık oyunları ve arka planda siyah giysileri ile göremediğiniz insanların da rol aldığı bu oyunlar çok zevkli.

prag106 prag107

Ve her zaman yolumuz dönüp dolaşıp eski şehir meydanına çıkıyor, arkamda Tyn Kilisesi.

prag105

Devam edecek.

Prag I

Standard

Prag benim için Kafka demek.

Ben Kafka’dan o kadar bahsedince ve Kafka Evini Prag’da adım adım arayıp arattıkça Efekan bu işten kıllandı ve çocuksu bir kıskançlıkla “annem Kafka’ya aşık” dedi.

“Evet aşığım” dedim yüzündeki o kıskanç ve üzgün ifadeyi bir an olsun görüp, ilerideki tabelada bakışları ile karşısındakini delip geçebilen o kemikli yüze ve kocaman burna sahip adamın yüzünü göstererek “baksana kepçe kulakları ve kocaman burnu ile ne güzel bir adam” işte o an Efekan için artık Kafka tehlike olmaktan çıkmıştı.

prag5

Nasıl olsa okuduğunda yazdıklarına o da aşık olacak o güne dek bekleyebilir ve ben de bilinçli olarak ağır ağır işleyebilirim onu fantastik, bilim kurgu ve distopya edebiyatıyla 🙂

En başta belirtmeliyim ki bir tur firması ile gitmedik Prag’a bizim dışımızda iki arkadaşımız daha vardı birlikte gittiğimiz ve Prag’da da her hangi bir tur satın almadık gezdiğimiz yerleri harita yardımı ile kendimiz bulup ulaşımda otobüs, tramvay, metro ne denk gelirse kullandık.

Uçuş için bir kaç ay önceden biletleri ayarladık ki böylece oldukça uyguna geldiler. Özelikle aldığımız biletler sömestr tatiline denk geldiği için yakın tarihlerde bilet fiyatları yükselmişti, erken bilet almak size riskli gelebilir, ya gidemezsem diye. Böyle bir seçeneği göz önünde bulundurup biletinizi sigortalattırırsanız gidemediğiniz takdirde bilet bedelini geri iade alabiliyorsunuz. Bizim sabaha karşı 4:00 da Antalya’dan başlıyor aktarmalı uçuşumuz.

prag1

saat 10:00 da Prag’a inmemizle son buluyor ancak chek innler falan derken biz hadi neyse de Efekan ilk uçağa binmenin verdiği heyecan ve indi bindi derken sıfır uyku ile yeni bir güne Prag’da başlıyor.

prag2 prag3

Müşterisi olduğumuz GSM firmasından ise 30 dakikalık birer yurt dışı konuşma paketi aldık ki birbirimizi kaybedersek buluşabilelim. Ancak bu paketde internet, sms, mms gibi şeyler yok ve bayt üzerinden faturalandırılıyor ve oldukça yüksek o yüzden telefonunuzdan mobil veri kısmını kapatmalısınız, çok yerde wireless bağlantı var.

Ayrıca gitmeden önce google haritalardan ziyaret etmek istediğiniz yerleri önceden işaretler ve gezerken gps inizi açarsanız mobil verinizi kapatsanızda harita size bilgi veriyor.

Giderken yanınızda Euro ile gidin, tek bir yer dışında Türk Lirası bozan bir yer görmedim, çoğu yerde Euro da geçmiyor, Krona kullanılıyor Burger King gibi yerlerde kredi kartı kullanabiliyorsunuz ve pos cihazının TL’ ye çevirme seçeneği var bu tarz yerlerde bunu kullanabilirsiniz.

Tüm bunlardan sonra Prag hava alanı Ruzyne’ ye indikten sonra ve orada bilet almaya yetecek kadar paranızı bozdurun ve hava alanının içindeki informationdan harita ve yan tarafında da satılan otobüs biletini alıp hemen dışarıdaki otobüs durağına geçin.

Döviz bozdurma işini merkeze bırakın ve döviz bozdururken defalarca 1 Euro karşılığında kaç Koruna alacağınızı sorun çünkü tabelada 1 Euro 28 Koruna yazarken size 15 Koruna vermeleri çok muhtemel zira o rakam onların alış rakamı gibi gösterecekler size ve komisyon almadıklarını iddia edecekler. Siz ısrarla 1 Euronun kaç Koruna ettiğini sorun zira size verdikleri rakam bazen 50 Euro üzerinde işlem yaptığınızda geçerli olan rakam oluyor yani Prag’da en sıkıntı yaşayacağınız konu döviz bozdurmak. Sokakta döviz bozan adamlardan para bozdurmayın zira polis geliyor diye birden kaçmaya başlayıp paranızı da alıp gitmeleri çok meşhurmuş. Bunun dışında Çek Korunası ve Macar Forinti görünüş itibari ile birbilerine çok benziyor. Ancak Macar Forinti’nin değeri Çek Kronunun 10’da biri oranında dikkatli olun.

prag4

Hava alanından şehre eğer taksi ile gitmek isterseniz 30 euro’yu ödemeyi göze almalısınız ve dört yolcudan fazlasının Prag Taksilerince taşınmadığını belirtmeliyim bu yasal olarak yasak ve beşinci yolcu ile yakalanan şoförün ehliyetine el konuluyormuş ki 7 yaşındaki Efekan bile onlar için yolcu Türk usulü çocuğu kucağıma alırım ya da çevirmede eğilme diye bir şey yok. Prag’da bagajınızı varsa taksimetre değişiyor.

Biz indiğimizde şehir meydanına yakın bir noktadaki kalacağımız eve taksi ile gittik ancak dönüş için metro ve otobüsü kullandık.

Otobüs kullanacaksanız Hava alanından Otobüse bindiğinizde sizi Dejvicka durağındaki metro bağlantısına götürüyor. Ordan ise metroya binerek şehir merkezine 4-5 durak sonra ulaşabiliyorsunuz.

Eğer kalacağınız yer merkeze uzak ise tekrar metrodan aktarma yapmalısınız. Prag ta 3 tane hat var, aldığınız haritada Kırmızı, Yeşil ve Sarı renkte görürsünüz.

map-metro road-map-of-prague-city

Kalacağımız evi booking.com dan ayarladık. Altı kişinin kalabileceği iki kişilik iki yatak odası artı odalardan birinde yine açılabilen iki kişilik bir yatağın daha bulunduğu, bunun dışında salonunda da açılabilir koltukları ile birlikte mutfakta ekmek kızartma makinesine kadar her şeyin var olduğu bir evi günlüğü 150 liradan kiraladık. Ha makineleri kullanabildik mi? Fırın ve ekmek kızartma makinesini çözemedik, Çekler çok inatçı kişiler tabelalarda dahil hiç bir yerde kendi dilleri dışında bir açıklama yer almıyor böyle olunca onları kullanmayı başaramadık ama çamaşır makinesi ve bulaşık makinesi her yerde aynı 🙂

Efekan’ı tek rahatsız eden nokta tuvaletlerde taharet musluğunun olmayışı 🙂 sürekli tuvalette şişe ile su bulundurduk.

Evden çıkıp yürüyerek merkeze doğru yürüyoruz Ev P.Pavlova İstasyonunda meydana yürüme mesafesinde ancak dönüşlerde yorgunsak metroyu kullandık.

????

Yürürken karşımıza çıkan ilk mekan Ulusal Müze.

Şehirde görülmesi gereken yerlerin başında olan müze modern Prag’ın en önemli merkezi Wenceslas Meydanında yer alıyor. Gittiğimiz dönemde bakımda olduğu için kapalı olmasına üzüldüm ama dışı gerçekten çok gösterişli ve etkileyici bir bina.

????

Wenceslas Meydanı.

????

Ardından karşımıza Barut Kulesi çıkıyor. Astronomik saat kulesinden sonra en sık karşılaştığımız yer burası oldu sanırım aynı eksende sürekli bir dönme hali olunca aynı yerlerle tekrar tekrar karşılaştık ama daha önce gezmeyi planladığımız bazı yerleri de kaçırdık. Apartmanların arasında 1475 yılından kalma kule dün yapılmış gibi sağlam Stare Mesto’nun uzak kapılandan birisi olarak yerinde duruyor. Barut kulesi (Powder Tower).

prag9 prag10

Barut kulesi ile hemen yan yana olan Belediye Binası çok gösterişli, mekanda bir konser salonu da mevcut ancak içine girmemize o an için izin verilmedi. Daha bir kaç yerde başımıza geldi bu bazı yerler rehbersiz ve turist kafilesine dahil olmadan gezemeyeceğimizi söyledi bazı yerler direk hayır dedi.

prag14 prag11 prag13 prag16

Belediye binasının güzel asansörü.

prag15prag21 prag22Sokak sanatçıları kesinlikle nefis müzik yapıyorlardı.

prag17

prag47 prag48Ve karnımız acıktı. İlk gün gözümüzü karartıp sokak yiyeceklerine takıldık.

Sosisli bizi çok mutlu etmedi ama Efekan’ı bu kadar iştahlı görmek çoğunlukla mümkün değildir.

prag18

Ardından neler yemeliyiz araştırması yaparken karşıma çıkanlardan Tredelnik. Çeklerin kesinlikle en ünlü tatlısı. Kalın oklavalara sarılmış hamur tarçın ve şekerden oluşan bazen içinde baden ve cevizin olduğu bir karışıma bulanarak odun ateşi üstünde pişiriliyor. İçine nutella sürülen tatlının Prag’a gittiğinizde çok fazla yerde yapıldığını göreceksiniz mutlaka ve mutlaka yemenizi önerdiğim belki de tek şey bu tatlı.

prag19 prag20

Ardından daha uçakta Lego müzesi diye tutturan Kırpık için Lego Müzesini buluyoruz. Müze girişi ücretli yetişkinler için 20 lira çocuklar için 13 lira ücret alınıyor. Müze sadece Çek Cumhuriyetinin değil Dünyanın bu konudaki en büyük müzesi olduğunu iddia ediyor. 20 tematik sergiye ev sahipliği yapan müze 2500 benzersiz modele sahipmiş biz en çok Star Wars bölümünde oyalanıyoruz.

prag24 prag25 prag26 prag27 prag35Ve hareket de eden trenleri olduğu kısım.

prag33Çeşitli ülkelerden ünlü binaları da sergide görmek mümkün.

prag30

prag31 prag32Ve vintage legolar, minicik paketleriyle.

prag29 prag28

Yorgunluk gözlerden okunuyor mu?

prag34Müze çıkışı yürüyerek devam edip şehrin kalbi Stare Mesto Meydanına ulaşıyoruz. Tam ortada Hus Anıtı, doğusunda muhteşem mimarisiyle Tyn Kilisesi ve batısında astronomik saatiyle Stare Mesta Belediye Binası yer alıyor.

prag43 prag45 prag46 prag49

İlk günden itibaren en çok ziyaret ettiğimiz mekan Astronomik Saat oldu. Bir kaç kez saat başlarına denk gelip 15.YY’dan kalma astronomik saatin her saat başında üzerinde bulunan pencerelerin açılmasını ve 12 havari açılan pencerelerden bir geçit töreni düzenlemesini izleme şansımız oldu. Havarilerin hemen altında o dönemde şehir için tehdit olarak görülen 4 adet hareketli heykel bulunmaktadır. Bir iskelet görüntüsünde Ölüm çan çalar, elinde para kesesiyle Yahudi aç gözlülüğü temsil eder, elinde aynasıyla Kibir ve başında sarığıyla kafasını sallayan Türk. 12 havarinin turunun ardından en üstteki küçük pencereden bir horoz çıkar ve kanat çırpar. Mutlaka saat başlarından birinde bu kulenin önünde bulunmalısınız.

Saatin hikayesi ise oldukça ilginç. İnanışa göre 15. Yüzyılda saat ustası Hanus bu saati yaptığında herkes saate bayılır.  Ancak o dönemin şehir yönetimi bu güzel saatin sadece kendilerinde olduğundan emin olmak isterler. Bu nedenle de saati yapan Hanus’un gözlerini kör ederler. Gözleri kör edilen Hanus ise öç almak için saate zarar verir.

Saati ancak 16. Yüzyılda tamir etmeyi başarmış olsalar bile saat tekrar bozulmaya başlar ve zamanı yanlış gösterir. En son 1865 yılında saat ciddi bir bakıma sokulur. Fakat 2. Dünya savaşında Almanlar tarafından saat tekrar ciddi darbeler alır.

prag44

Sıra geldi Kafka Evini aramaya. Önce Kafka Kafeye gönderildik, ardından şehir meydanına yakın bir ev gösterildi bize ancak ziyarete kapalıydı.

prag50

Polis sizce de çok sevimli değil mi?

prag51

Ararken Vltava Nehri üzerindeki köprülerden birinden karşıya geçerken görkemli Tiyatro Binasını ve Karl Köprüsünü arkamıza aldık.

prag52 prag53

Fotoğrafçıyı fotoğrafladım.

prag40

Evini henüz bulamadık ama Müzesini bulduk.

prag54

Yaptığımız bir internet araması ile evin Kale içinde  yer alan Altın Yol’da olduğunu öğrenip saat artık geç olduğu için bu ziyareti bir sonraki güne bıraktık. Ve eve dönüş için ağır ağır yürümeye başladık.

Sokaklarda çok fazla dilenci var ancak tüm dilenciler yere secde eder vaziyette uzanıp  dileniyorlar. Söylentiye göre dilenmekten o kadar utanıyorlarmış ki, kimsenin yüzüne bakamıyorlarmış böylece göz göze gelmeden siz kime yardım ettiğinizi bilmiyorsunuz onlarda kimden yardım aldıklarını ve aynı zamanda yanlarında köpekleri olanları ve köpeklerinin de kendileri gibi secde pozisyonunda durduğunu da gözlemledim.

prag38

Ve yine Pragda çok sayıda özel Balmumu Müzesi var, Genelde elerindeki en iyi model reklam için vitrindeyken içeride hiç de iyi sayılmayacak balmumu heykeller var.

Ama yalan yok John iyi olmuş.

prag39

Aslında Eski Şehir öyle bir konumlanmış ki aynı yerlerden sürekli geçiyorsunuz. Bu gün gitsem iyi bir harita ile çok daha hızlı bir şekilde daha çok yer gezebilirdik.

prag41

 Çılgın parti arayışında olmadığımız için bu güzel parti afişlerine göz kırpıp yola devam ediyoruz.

prag23

Bu jöleli saçları ve doğal saçları ile bizi yolda karşılayan arkadaşlara ise bayıldım ancak ne ne için oraya dikildikleri, ne sanatçı, ne de alanın adı ile ilgili hiç bir şey bilmiyorum.

????

Prag gece hayatı ile ilgili size çok ilginç ip uçları veriyor mesela şehirde bir çok noktada içinde cannabis tohumları yer alan alkolü içecekler, cannabisli lolipoplar, çikolatalar, kekler bir ara legal mi acaba dedik ama sanırım legal olmasa da bir göz yumuş söz konusu.

prag36 prag37

Metro ile eve dönüyoruz metro istasyonlarının kaplamaları her durakta farklı renk ve çok hoşlar.

prag42

Duvarlar ise hep graffitili.

prag56

Artık uyku vakti diğer günler ise devam yazılarında.