Monthly Archives: Aralık 2015

Haftanın Instagram Anları 106

Standard

Yeni hafta başlamışsa geçen hafta ne olmuş bir bakmalı değil mi?

Ama olur ya anı anına ne yaptığımı görmek istersiniz Instagam kullanıcı adım goncaceylandikici

hayata karşı duruşum

hayata karşı duruşum

A post shared by Gonca Ceylan Dikici (@goncaceylandikici) on

elma var, armut var olmadı antik mezar var

elma var, armut var olmadı antik mezar var

A post shared by Gonca Ceylan Dikici (@goncaceylandikici) on

adventures time

adventures time

A post shared by Gonca Ceylan Dikici (@goncaceylandikici) on

yaşam yolunu bulur

yaşam yolunu bulur #niyoilekesfecik #niyoilekeşfeçık #niyo10

A post shared by Gonca Ceylan Dikici (@goncaceylandikici) on

pencere

#niyoilekesfecik #niyoilekesfeçık #niyo10

A post shared by Gonca Ceylan Dikici (@goncaceylandikici) on

efakan’ın cenneti

efakan'ın cenneti #niyoilekesfecik #niyoilekeşfeçık #niyo10

A post shared by Gonca Ceylan Dikici (@goncaceylandikici) on

mola

mola #niyoilekesfecik #niyoilekeşfeçık #niyo10

A post shared by Gonca Ceylan Dikici (@goncaceylandikici) on

yalnız çaycı karizma

yalnız çaycı karizma #niyoilekesfecik #niyoilekeşfeçık #niyo10

A post shared by Gonca Ceylan Dikici (@goncaceylandikici) on

Reklamlar

Haftanın Instagram Anları 104 ve 105 Ne Çabuk Geçiyor Bu Haftalar Ya Hu

Standard

Paylaşılacak çok havadis var geçen haftaya dair ama bu günlük Instagram’da geçen hafta nasılmış bir bakalım, havadisleri de sonra paylaşırız.

Ama olur ya anı anına ne yaptığımı görmek istersiniz Instagam kullanıcı adım goncaceylandikici

sanat böyle mutfakta ekmek tahtası üzerinde, kasap bıçağı, kürdan ya da merdane ile yapılan bir şey değil tatlım

sanat böyle mutfakta ekmek tahtası üzerinde, kasap bıçağı, kürdan ya da merdane ile yapılan bir şey değil tatlım

A post shared by Gonca Ceylan Dikici (@goncaceylandikici) on

yeşil

yeşil

A post shared by Gonca Ceylan Dikici (@goncaceylandikici) on

iki yılı aşkın süre önce oku demişti bana@temizsahiltemizdeniz, onca süre bekleyip kavuşmak. sonunda tekrar basıldı #kumkurdu “bekledim o zaman dediğin gibi, belki de yatıp beklemekti yapmam gereken hani, bekledim hem sinirlerime bası yapan her hücremin şifa bulmasını ya da en azından bana hareket kabiliyeti sağlamasını, hem ağrının beni sakinleştirmesini sabırlı ve dingin hale getirmesini, hem kumkurdu’nu. kumkurdu oldum ben şimdi de kumkurdu okuyorum akşamları önce efekan’a bir hikayesini okuyup uyutuyorum sonra kalanını kendime okuyorum. sonraki akşam efekan’a kaldığım yerden bir hikaye daha.”

eller parçalanmadan olmuyor bu iş be kuzum

eller parçalanmadan olmuyor bu iş be kuzum

A post shared by Gonca Ceylan Dikici (@goncaceylandikici) on

ay bir de mor olmuş bu, üstünden de baya geçmiş bakmış renk soluyor paylaşmazsam çatlarım hastalığına mı yakalansın yani nedir

dalganın anatomisi V

dalganın anatomisi V #nofilter

A post shared by Gonca Ceylan Dikici (@goncaceylandikici) on

zalımlar güç bizimle olsun dediydim, small alsam oğluma denk gelir dediydim, kasiyer kız “sabah bi sıra vardı kapıda hayırdır dediydim hepsi bunlar içinmiş bitiriverdiler” dedi :/ large ı tırnak kadar çocuğa elbise niyetine mi giydireyim ben, kız olaydı olurdu aslında ya neyse zalımsınız insan bitecik olsun bırakır sabi sübyan hatrına çok fena üzüntülü duygular içindeyim

işte böyle bir şey

işte böyle bir şey

A post shared by Gonca Ceylan Dikici (@goncaceylandikici) on

Haftanın Instagram Anları 103

Standard

Haftanın son mesai günüyle haftayı kapatıp bu haftanın Instagram anlarını paylaşmaya ne dersiniz.

Ama olur ya anı anına ne yaptığımı görmek istersiniz Instagam kullanıcı adım goncaceylandikici

işte bunlar hep zeytinyağı

işte bunlar hep zeytinyağı 🌿

A post shared by Gonca Ceylan Dikici (@goncaceylandikici) on

dağ çileği

böyle bir yere girip hiç bir şey almadan çıkmak

böyle bir yere girip hiç bir şey almadan çıkmak 😱

A post shared by Gonca Ceylan Dikici (@goncaceylandikici) on

eresa yapmış bizim için. oreolu, çikolata soslu cheesecake leziz ve muhteşemdi ama ben bize sunmak için gösterdiği özene bayıldım. sunum önemlidir etiketli üzeri sim serpilmiş milyonlarcası aynı pembe beyaz dantelli kalpli sv şeyden ölesiye nefret ediyorum, noel kutlamıyorum da ancak şu özene inceliğe ve özgünlüğe bayıldım

günden geriye kalan

günden geriye kalan

A post shared by Gonca Ceylan Dikici (@goncaceylandikici) on

oğlum yüzük almış bana okulun kantininden, bir liraya almış, benim için harçlığından ayırıp. babasının aldığından daha değerli değil mi bu şimdi?

#nofilter kaş

#nofilter kaş

A post shared by Gonca Ceylan Dikici (@goncaceylandikici) on

Evet Hanımlar 2016 Renkleriniz Belirlendi

Standard

Pantone ki koskaca, dünyanın ne renk döneceğine karar veren firma. Bir Ornitorek’e beğendiremiyor kendini iyi mi?

Hani bu durum Pantone’nin umurunda mı, haberi var mı ki de?

Peki bu durum benim umurumda mı, sence mümkün mü?

Modayı ne zaman umursadım ki?

Ama artık Aralık ayının gelenekselleşen seneye ne giyeceksiniz yazısını yazma zamanım gelmiş.

Önceki yıllar için şuraya ve şuraya alabilirim sizi ama geçmiş yılın modası kimin umurun da mı?

Bu umursama işini çok fazla uzatmadık mı sence de cicim 🙂

Neyse, bu yıl iki favori renk belirlendi ancak benim için fazla tatlışlar.

serenity rose quartz

Ben şansımı kartelanın diğer renklerinden yana kullanırım belki.

pantonespring2016

Ya da içlerinde en yakın olduğum bu diyeyim de renkten yaş ve karakter analizi yap sen benim için.

lilac gray

Hadi öptüm bye.

52 Haftada Baskı Yapmak 21. Hafta ve Okul Denen Şey Ne Menem Bir Şeymiş

Standard

Efekan artık kocaman bir ikinci sınıf öğrencisi, geçen yıl okulun ilk birkaç ayını geçirdikten sonra devlet okulunda bu işler nasıl oluyor Okul Üzerine Ornitorenksel Sayıklamalar yazımda yazmıştım.

Artık üzerinden kocaman bir sınıf ve ikinci sınıfında neredeyse bir dönemini bitirdiysek bir iki kelam etmelik daha birikimim vardır gibi geldi bana.

İlk olarak birinci sınıftan bahsedeceğim;

Ela ve Lale neden el ele bunu ve altındaki subluminal mesajı çözemedim ben.

Elle kelimesine geldiğimizde benim devreler yanmıştı.

Ama Talat var ya Talat o e harfinin her kıvrımında ağlayıp rüyalarında e gören çocuklar Talat’da başka bir dağıldı.

Bu el yazısını eğitimin ilk kademesine uygulayan benden bol bol rahmet aldı.

Harf harf değil seslerle öğretim başta garip gelse de gerçekten işi kolaylaştırdığını sonra anladım.

Harf harf ses ses gitmenin tek handikapı ilk başlarda öğrenilen harf sayısı az olduğundan ve kullanılan kelimeler bu harflerden ibaret olduğundan elle gibi garip durumlarla karşılaştık.

Başta sesler öğrenildiğinden daha harfler bitmeden okumayı söken çocuk o e harfi için evi yıkan komşumuzu ciddi biçimde acaba bu çocuğa ne yapıyorlar diye endişelendirecek denli yaygara koparan çocuk “amaaaan okumakta çok kolaymış canıım” dedi.

Okumak yazmaya oranla hem daha zevkli hem daha kolay geldi, akşam uyumadan önce kitap okuma ritüelini kitabın bir kısmını onun bana bir kısmını benim ona kitap okumam şeklinde değiştirdik ki artık bu ritüel yan yana uzanıp herkesin kendi kitabını sessizce okuması şekline evrildi.

J sesine gelindiğinde Efekan “anne bu J neden var ki şimdiye kadar hiç bir yerde karşıma çıkmadı” dedi ve ona Ajda’dan bahsetmek zorunda kaldım.

İşin öğrenim kısmı böyle iken Kreşte Anaokulunda Öğretmenler, Ablalar emanetinde olan çocuk Allah’a emanetti artık.

Çoğunlukla okulda çıkan öğle yemeklerini yemedi, madem kantinden tost al dediğim günün ertesi kantinden aldığı tostu çantasında saklayıp koklatmak için bana getirdi “bak nasıl kokuyor bunu mu yememi istiyorsun?” dedi. Okul bahçesi dışına çıkmasına izin vermediğimizden kantin ve yemekhane dışındaki tek seçenek beslenme çantasıydı bütün yıl beslenme çantasına sadece kek, süt ve meyve koymama izin verdi. Arkadaş sayısı arttıkça beslenme çantasındaki kekler eve geri gelir oldu. Arkadaşlarıyla oyun oynamayı beslenmesini yemeye tercih ediyordu ve zaten iştahsız bir çocuk olduğu için öğün atlıyordu. Beslenmesindeki her parçayı başka bir tenefüs eline almasını ve oynarken atıştırmasını istedik bu bir müddet gitti ama sonra yine aksadı.

Ben bu yeme yememe meselesini dert ederken çantasını düzenlemek için boşalttığımda içinden garip şeyler çıkmaya başladı; kalem teli, ucuna boncuk bağlanmış bir ip parçası gibi. Sorduğumda satın aldığını söyledi, nasıl ve neden diye sorunca büyük sınıfların geldiğini al bunu sana satıyorum dediğini sonra da paran nerede deyip kalemliğine koyduğumuz parayı alıp gittiklerini söyledi.

Son yılların eğitim sistemi için yapılmış tek iyi değişimi orta öğretim ve ilk öğretimin aynı binada görülmemesi kararı idi ki karar çoğu okulda bina yetersizliğinden uygulanamamıştı bizimkindeki gibi.

Oğlumuz haraca kesilmişti.

Paranın yerini değiştirdik ve hayır demesini tembihledik aynı gün yine saçma bir şeyle eve geldi sadece kalemlikte para bulamayınca para nerede demişler ve yeni yerinden parayı alıp gitmişlerdi.

Durumu öğretmeni ile paylaştık sorun bitti.

Bitlendi.

Bir hafta sonu banyo yaptırıp saçlarını kurutup okşarken farkettim, kabus gibiydi.

Tamam çözüm vardı ama bunca yatak takımı vs kaynatılacak mıydı şimdi?

Eczacımız bir fısfısla işi halletti.

Ama Efekan bu fısfıs ve incecik metal tarakla sirke ayıklama işlemi sırasında bukleli uzun saçlarıyla başedemediğimi görünce” kes gitsin dedi” “emin misin, bak bu fısfıs hepsini öldürdü zaten azıcık daha tarayacağım saçını bitecek” dedim ama emindi, saçlar gitti.

Ne kadar açık sözlü bir çocuk olduğunu hemen ertesi günü öğretmeninin daha da fark etmesini sağladı “saçların yakışmış” denilince “pirelendim de” diyerek.

Allahtan aynı gün konuşmadan habersiz olan ben öğretmeni ile karşılaştığımızda Efekan’ın saçları yakışmış deyince “küçük bir sıkıntı yaşadık da” dedim ve kıvırmadım da kötü bir intiba bırakmadım.

Kavga etti, dayak yedi, dayak attı, kaza ile kafası delindi, kaza ile arkadaşını düşürüp kafasını şişirdi.

İşin bu kısmı bazı annelere korkunç gelebilir anlatımıma bir es verip altı yıl önceye dönersek Ankara’dan tası tarağı toplayıp bu çocukluk için düşmüştük biz yollara.

Okul benim için şart değil, hep diyorum keşke okulsuz eğitim mümkün olsaydı bizim için ama bu imkansızlık dahilinde özel okul kesinlikle çok çok karşı olduğum bir durum, eğitimi bir müşteri olarak talep etmek.

Bu bağlamda devlet okulu bir çok tartışmaya açık olmak kaydıyla tek seçeneğim ve devletin öğretmenleri eğitim politikaları ve içi boşaltılmış müfredatlardan ayrı tutulmalılar bence çünkü en azından benim tanıdıklarımın büyük kısmı çocuklarımız için istediğimiz öğretmenlerden.

Çocuğu bir jungle’a salmışız gibi geliyor bazen ama çocuk büyüyor, okul duvarından atlayıp arkadaşlarıyla gizlice markete cips almaya giderek, okul çıkışı mahallenin çocukları ile bisiklet çetesi kurarak, evden aldıkları birer lirayı birleştirip kendilerine bilumum zararlı yiyecekten satın alıp evin karşısındaki boş alanın köşesindeki ağacın altında Efekan’ın deyimi ile pikmik yaparak ve yaramazlık yaptıklarında yine aynı arsanın bitişiğindeki evde yaşayan nine tarafından kovalanarak büyüyor.

Öğretmenlerine göre okulun en özgür ruhlu çocuklarından biri Efekan canı istediğinde bahçede boylu boyunca uzanabiliyormuş mesela ve çevresindekiler ne yapıyor bu durumda çok ilgilenmiyormuş da yalnız artık çevre ne der durumu arkadaşları sayesinde yavaş yavaş oturmaya başladı.

Okulun en mücadele ettiğim konusu bu, anneler tarafından çocuklara öğretilenler,

Allah taş eder. Neden bir anne Allahın sonsuz sevme gücünden bahsetmez çocuğuna da taş edeceği ile korkutur.

Mezarlık ve Cami yanında küfredilmez. Küfredilmez, ya da sisteme çok kızıncaya kadar küfredilmez.

Uydurma ayıplar ve uydurma günahlar öyle çoklar ki.

Ben günahtan hiç bahsetmemiştim Efekan’a bu okulda çocuklardan duyduğu bir kavram ben sadece Allah’ın sevgi dolu olduğunu bizleri sevdiğini bizlerinde sevgi dolu, iyi, dürüst insanlar olmamızı istediğini tüm canlıları sevmemizi kimseye zarar vermememizi istediğini söyleyip çiçekleri ağaçları böcekleri güzel olan her şeyi göstermiştim ona ki ölümü farketti işte o zaman Cennet’i anlattım ama Cehennemden bahsetmeksizin çünkü kötülük ve günahtan bahsetmemiştim ki.

Şimdi günah ve ayıpla uğraşıyorum ama zaten bununla hepimiz uğraşıyoruz.

Yemek arkasından ağlamıyor bizde zaten karnı acıkınca yiyor nasılsa.

Okulu sevdi mi?

Bir gün aniden koşup öğretmenine sarılarak onu şaşırtıp mutlu etti.

Yazın okulu özledi, arkadaşlarını, öğretmenini özledi ama yaz tatilinin bitmemesini istedi.

İkinci sınıfa geldiğimizde;
BU İLK MADDE YORUMLARDAN SONRA HATIRLANARAK GÜNCELLENMİŞTİR, ZİRA ÜZERİNDEN HENÜZ İKİ AY GEÇTİ GEÇMEDİ ANNE HAFIZASI FORMAT YEMİŞ BİLGİSAYARA DÖNDÜ NEYSE Kİ BU HALİMİ BİLDİĞİMDEN ORAYA BURAYA KÜÇÜK KAYITLAR ALIYORUM DA GELEN YORUMLA HATIRLADIM;

“el yazısını geçen sene öğrendik yeter, artık düz yazı yazmak istiyorum ben” dedi Efekan 01.10.2015 tarihi itibari ile ama bu küçük darbe girişimi öğretmenince engellendi. Zaten el yazısı ile aklı karıştırılmış çocuk kitap harfleri kullanımını kendi kendine çözmeye kalktığında kelime içinde kimi harfleri büyük kimi harfleri küçük kullanıyor ortaya karışık bir şeyler yapıyordu. Ve ilk hafta Bııı nasıl yazılıyordu? Hayır o değil büyük bıııı!!! benzeri çığlıklar yükseldi evde.

Kitap okumayı çok sevdi, bir sayfa matematik ödevi yapmaktansa yaşına uygun resimli bir kitabı okumak tercihi.

İngilizce dersi onun için çok eğlenceli.

Neredeyse öğleden sonralarının tamamı resim oyun vs gibi dersler olsa da resim dersinin azlığından şikayet ediyor keşke tüm gün resim yapsalar mış.

Tatilde okuduğu kitapların listesini öğretmeni istemişti tüm çocuklara özel İsimlerinin yer aldığı öğretmenleri tarafından imzalanmış belgeler hazırlamış onlara Kitapkurdu belgesi.

Şimdi yeni hedefi bu belgeden daha çok daha çok almak o yüzden daha çok kitap okuyacak.

Bu yıl kantin işletmesinin ve yemekhanenin değişmesi ile artık öğle yemekleri daha düzenli gidiyor. Canı istediğinde okuldan yemek istediğini söylüyor, bazen de beslenme götürmek istiyor ve beslenmesine ev yapımı hamburger koymama izin veriyor.

Kantinden ise hamburger yemeyi reddediyor ev yapımı değilmiş yine Efekan’ın deyimi ile börbırkind den geliyormuş sağlıksızmış.

Döner ve tost da mevzu bahis bile edilemiyor ancak kantinden saçma oyuncaklar almayı çok seviyor bazen yemek parasının tamamını içinden ne çıkacağı belli olmayan saçma kutu oyuncaklara harcayabiliyor.

Böyle durumlarda bir gün harçlıksız okula gitme gibi uygulamalara başvuruyoruz ve yine doğruluk ve yanlışlık derecesini tartışmıyorum zira herkes kendi doğrusuna göre çocuk yetiştiriyor.

Harçlıklarını ise o bahsi geçen durumdan sonra asker cüzdanı denen boyna takılan cüzdanlara koymaya başladık ve zaten öğretmeni müdahale ettikten sonra bir daha benzeri bir vaka yaşanmadı.

Şimdi 21. haftada baskı;

Asker cüzdanı çok büyüktü ve bir süre sonra fermuarı bozuldu, Efekan benim keçe bir cüzdanıma el koydu ona kordon diktik ama bence büyük ve ağır bir cüzdandı bir süre sonra onun da fermuarı kırıldı.

Peki neden ben bunca zaman bu çocuğa bir cüzdan dikmedim.

Sonunda dün akşam eve giderken bu soru belirdi zihnimde ve eve girer girmez baskısını yapıp diktim.

İşte aşamaları ile tamamen Efekan’a özel boynuna asabildiği ve tişörtünün içine soktuğu cüzdan, onun deyimi ile göbek parası.

Malzemeler akrilik boya, ikea perdeleri eve göre kesince artan kumaştan bir parça ve silgiden oyduğum böcek stampalar ve fermuar.

Renklerin seçimi Efekan’a ait.

Fermuar dikmek daha kolay olduğu için kumaşı iki panel halinde kullandım, fermuar kenarlarını yine aynı kumaştan bantlar dikerek temizlemeyi tercih ettim. Kordon takabilmek için bir şerit dikerek onu fermuar bitiminde düzgün durması için diktiğim bantla fermuarın arasına koyarak diktim. Sonrası basit kare bir çanta, küçük boy çalıştığım için astar dikmedim dikişleri sık zig zag dikişle temizledim.

52haftadabaskı195 52haftadabaskı196 52haftadabaskı197 52haftadabaskı198

Yapmak için öyle aceleci davrandım ki fotoğraflar yine telefon çekimi, fotoğraf makinesi kullanmalıyım bu da kendime not. Ve ayrıca akşam yapay ışık, sabah vuran çiy sabah güneşi ve kışın çekim yapmanın zorlukları.