Bir İç Döküş

Standard

Çok düşündüm bu yazıyı yazıp yazmamak konusunda.

Ayıp geldi bana yaşananlar, ben utandım, üzüldüm ve hırpalandım bu süreçte. Sonra bunu yaşayan ilk kişi olmadığımı düşündüm ve son kişi de olmayacaktım. İşte son kişi olmayacağım için bu yazıyı hazırlamak zorunda hissettim kendimi.

Blog yazıyorsanız mutlaka yazılarınızın ya da  fotoğraflarınızın çalınma olayını yaşarsınız. Birileri sizin fotoğrafınızla hatta benim gibi yüzünü saklamayan bloggerların fotoğraflarıyla bile şöyle yaptım şöyle diktim diye yazı hazırlar bazıları bunu çok acemice yapar bloğunuza bağlantı linki verir yanlışlıkla ve yazı yayınlanır yayınlanmaz administrator panelinize düşer yazının nerede kimin tarafından paylaşıldığı. Bazıları daha profesyoneldir bu işte. Kimileri de mesleği dikmek, işlemek, örmek, yapmak olan, bloglarında yaptıklarını paylaşan insanların fotoğraflarını çalıp ben yaptım ben ettim sipariş kabul ediyorum der ki işin bu kısmını midem dahi kabullenemiyor. Bir başkasının emeği üzerinden çocuğumun kursağına tek lokma girsin istemem, Allah’ım bunu duam kabul et.

Gün oldu bire bir üzerinde uzun süre çalışarak deneye deneye nihai haline ulaştırdığım Elf elbiselerimin nasıl dikildiğini bir terziye bu elbiseden diktirmek istediğini söyleyen bile çıktı karşıma. Sırf bunu bana söylediği fotoğrafımın çıktısını alıp gidip şundan bana dikin demediği için en ince ayrıntısına kadar anlattığım oldu benim. Tasarım kelimesini hiç sevmesem de koca koca cümleler kurmak hiç benim tarzım olmasa da kendi tasarımım olan bir şeyin kopyalanmasına sırf bana sorulduğu için izin verdim ben.

Çok mail alırım ben nasıl diktin, nasıl yaparım diye kendim bir acemi olmama rağmen hepsine cevap veririm, bilmiyorsam google dan araştırır yine cevap veririm, çocuğumu uyutur gece yatmadan sokağımda internet altyapısı olmadığı için telefonumun ekranından bik bik bik uğraşır cevap veririm. Anlatırım şöyle yaptım böyle ettim diye. Bir şeyi yaparken durur durur fotoğraf çekerim masanın üzeri alıyorsa en güzel ışığı o an üzerinde ne varsa elimin tersiyle şöyle kenara sıyırıverip işimi onun üzerine alır fotoğraflarım ki blogu okuyanlar güzel aydınlık fotoğraflar görsün ayrıntıları seçebilsin yapmak isteyen acaba şöyle mi ki demesin, dağıtmışım ortalığı hiç gocunmam işimi alır masayı eski haline döndürürüm. Blog yazmamın amacı bu çünkü paylaşmak!!!

Bunun dışında çok blogdan fotoğrafımı kaldırttım ben, blogcu başka arkadaşlarımın da fotoğraflarını kaldırttım başka başka bloglardan izinsiz başkasınaait bir fotoğrafı bir yazıyı paylaşmak suç olduğu için, hepsinden öte etik olmadığı için.

Ne diyor bu diyorsun az buçuk zihnin de de bir şeyler şekilleniyor değil mi sayın okur?

Ne diyorum ben?

Bundan on gün önce el emeği ile ortaya bir şeyler çıkaran, el işi yapan kadınları konuk eden bir program beni de konuk olarak almak istediklerini söylediler. Buraya kadar her şey normal izlediğim bir çok blogger zaman zaman bu tarz programlara katılıyor hem onları canlı canlı görme şansımız oldu hem de keyifle o güzel işlerini nasıl yapıyorlarmış gördük. Ama biliyorsundur okur benim hobi olarak yaptığım dikiş dikmek dışında sabah sekiz akşam beş profesyonel olarak yaptığım bir işim var yılda iki kez geçirdiğim ciddi denetimlerim var tüm bunların üstüne toplamda beş adet beni kıvrım kıvrım kıvrandıran fıtığım var ki yolculuk yapmak benim için öyle çok kolay bir iş değil. O sebepten ben de programa sömestr tatilinde izinli olacağımı eğer onlarda bu tarihlerde uygun olurlarsa programa katılmaktan zevk alacağımı söyledim. Hala hiç bir sorun yok değil mi? Bence de yok.

Aradan bir hafta geçti ki çok sevdiğim Filiz facebook profilimde bir video paylaştı, Gonca bu haftaki konuk sen misin? diye. Videoyu izledim bana daha önce “Gelir misiniz?” diyen programın önümüzdeki günlerde yayınlanacak olan bölümünün tanıtım jeneriğiydi ve jenerikte bahsedilen proje yerli yabancı bir çok blogger tarafından defalarca denenen bir projeydi hala buraya kadar bir sorun yok değil mi okuyucu? Evet bencede yok.

Ancak bu jenerik benim fotoğraflarımla hazırlanmış bir jenerikti ve fotoğraflarımı kullandıklarına dair ne bir haber almıştım bu programdan ne de nezaketen izin almışlardı. İşte işin bu kısmında benim utandığım o diyaloglar yazışmalar başladı. Ben utanarak profesyonel işi yayıncılık olan bir kuruma yayıncılık etiği ile ilgili mailler yazdım. Onların biz amatörlere öğreteceği bir iş hakkında ahkam kestim, telifhakları.gov.tr adresinden linkler attım. Tüm bu yazışmaları yayınlamayı doğru bulmuyorum yazıştığım kişinin haklarına tecavüz olduğunu düşünüyorum. Program adı ifşa etmeyi de şık bulmuyorum. Sadece yazışmaların ana fikrini verecek olursam Telif Hakları Kanununa göre fotoğraflarımın  kayıtlı olduğu Kuruluşu söylersem yazıştığım kişi şahsi olarak tarifemdeki telif ödememi yapmaya razı olacağını belirtti. Burada okur senin de blog yazdığını düşünerek diyebilirim ki zorunlu kayıt tescile tabi sinema müzik eseri ve bilgisayar oyunları dışındaki eser guruplarında her hangi bir tescil işlemi zorunlu değil.Bir fotoğrafın ya da başka bir eserin internette yayınlanması bu eserin serbestçe kullanılabileceği anlamına gelmez. Esere ilişkin hak sahiplerinin eser yayınlanmış olsa bile hakları devam eder, bu sebeple ilgili hak sahiplerine ulaşarak izin alınması gereklidir. Ve ben baştan beri maddi hiç bir talepte bulunmadığımı sadece fotoğraflarımı kullanmak için izin almalarının daha şık olacağını belirttim. El emeğimi paraya çevirme fikrinde olmadığımı etik kurallar ve nezaket peşinde olduğumu söyleyerek iyi yayınlar diledim.

Yayın günü jenerikten benim fotoğraflarım kaldırılmıştı. Şov devam etti elbette program yayınlandı, ben televizyon camiası için uzak durulması gereken blogger sınıfına girdim

Pişman mıyım?

Hayır.

Bundan sonra ünlü olma şansım var mı?

Hayır  ama zaten ben video çekimlerinde şaşı çıkarım çok şey kaybetmedik karşılıklı ben ekrana çıkmayarak sen beni izlemeyerek sayın okur.

Tüm bu olanlar bana bir şey kazandırdı mı?

Neden olmasın ben talep ettiğim nezaketi bulamadım ama fotoğraflarımın hakkını da savunmayı başardım. Belki bu yazıyı okuyan birini daha başına bu tarz bir şey gelir ya da bu işin profesyonelleri blogların sebili derya olmadığını internette yayınlanan her görselin bir sahibinin olduğunu sahibinin de hakları olduğunu öğrenmiş ya da hatırlamış olur.

Başkasına ait fotoğraflarla yayın yapan bloggerlardan belki biri bu yazıya denk gelir de yaptığının sadece kendini kandırmak olduğunu en önemlisi kul hakkı olduğunu okuyuverir de idrak eder sayın okur değil mi?

Şimdi gelsin bahsi geçen görseller, seninle paylaşmak için günün en güzel ışığını beklediğim, elimin tersiyle masanın üzerindekileri şöyle bir kenara itiverdiğim, yaptığım tüm hatalarıda sayıp aman sen yapma sayın okur dediğim, alternatifler ürettiğim yayınımın fotoğrafları ile veda edeyim sana. Sağlıcakla kal emi sayın okur.

dantelavize24 dantelavize23

Reklamlar

7 responses »

  1. gönlünü almak bizim dilimize, kültürümüze ait bir şey ,ve bunu ne yazık ki en çok hatırlaması gerekenler unutmuş.
    bir tatlı söz bekledin ,para değil
    onlar hoyratca gönlünün bolluğundan yararlanıp gönlünü kırdılar.
    o kurum benim gözümde çok değer kaybetti. hata yapılır ama hatadan dönüp özür dileyip düzeltmek varken hatalarına kılıf aradılar ve sonra hiç bir şey yokmuş gibi davrandılar. gönül almak gönül kırmamak işte tek mesele buydu. anlayamadılar!!
    bir işin nasıl yapıldığını anlatmak çok zor ve hele ki her aşamasını fotoğraflayıp anlatmak hiç kolay değil , bu yüzden senin gibi bilgi paylaşan blog sahiplerinin taktir edilme ve kocaman bir teşekkür bekleme hakkı vardır.buraya küçük bir not yazsalar ne olurdu yani. biz sizin fotoğrafı kullanabilir miyiz deseler. tek iki satır yeterdi.

    Beğen

  2. zaten mailleşmiştik, telefonum mailim tüm haberleşme adreslerim ellerindeydi. siz gelemediniz ama biz sizin fotoğrafınızı kullandık deseler bile yani izin almadan sadece haber verseler bile yeterdi hatta aaaa bak fotoğrafım ekranda dönüyor diye sevinirdim her halde 🙂

    Beğen

  3. Gecmis olsun mu diyeyim ne diyeyim bilemedim :/
    Bu tarz insanlar hic arlanmaz cicim.. senin yolun dogru yol, ohhh aferin hadlerini bildirmissin! dik dur ve hic canini sıkma lutfen.. seviyoruz seni :*

    Beğen

  4. Geri bildirim: Etik | ornitorenk handmade

yorum yaptığınızda sesimi duyduğunuzu anlıyor ve çok mutlu oluyorum. yorum göndermekte sıkıntı yaşıyorsanız bilgisayarınızdan internet çerezlerinizi temizlediğinizde sorunun çözülmüş olduğunu göreceksiniz. mail adresinizi sadece ben görüyorum, adınızı doğru yazmak zorunda değilsiniz hatta yazmak zorunda değilsiniz ama sizi tanımamı isterseniz doğru yazmalısınız, yorum yapmak için bir blog sahibi olmak zorunda değilsiniz o alanları boş bırakarak da yorum yapabiliyorsunuz. daha ne duruyorsunuz? sesinizi duyurun bana.

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s